Gürbüz BATTAL

Tarih: 18.10.2014 11:01

YAKIP YIKMAKLA KOBANİ KURTULDU MU?

Facebook Twitter Linked-in

 

Geçen hafta, Kobani’yi Işid kuşatmasından kurtarmak için yurdumuzun her tarafında kanlı eylemler yapıldı.

Okullar, iş yerleri, emniyet, kaymakamlık ve parti binaları, çocuk yuvaları, Kızılay Kan Merkezleri ve otomobiller yakıldı. Polis ve asker hedef alınarak Molotof kokteylleri ve havai fişekler atıldı.

Yöre halkına o muhitler dar edildi.

TC tarihi boyunca Doğu ve Güneydoğu’da huzursuzluklar vardıysa da yöredeki Kürtler etrafı yakıp yıkmadı.

Ne zamanki PKK palazlanıp terör olayları başladıysa birileri, Kürtler adına Kürtleri kurtarmak ve özgürleştirmek bahanesiyle önce Kürtleri katletti. Her yeri yaktı, yıktı, ezdi, geçti.

İran, Irak ve Suriye’deki Kürtler de çok zulüm çekti, evleri yerleri, yurtları başlarına yıkıldı. Ama hiçbir Kürt bizim Kürt olduğunu söyleyen militanlar gibi ortalığı yakıp yıkmadılar.

Olaylar iyice tahlil edildiğinde yakıp yıkanların büyük çoğunluğunun Kürt olmadığı açıktır. Eylemler sırasında yüzünü gözünü kapatan, önüne gelen her yeri yakan yıkanlar Kürt olamaz. Olması da mümkün değildir.

Tekrar Kobani olaylarına dönecek olursak Türkiye Cumhuriyeti’ne cumhurbaşkanı olmak üzere yola çıkan Demirtaş’ın teröristleri sokağa çıkmaları konusundaki çağrısına kendi partisinden ve ana muhalefet partisinden önemli kişilerin de tivitlerle destek vermesinden sonra sokağa dökülen teröristler ortalığı yakıp yıktı.

Asker ve polisimize saldırılar düzenlendi. 34 vatandaşımız hayatını kaybederken 2 polisimiz şehit edildi. 221 vatandaşımız ve 139 polisimiz yaralandı. 212 okul binası, 67 emniyet binası, 25 kaymakamlık binası, 29 parti binası, çocuk yuvaları, Kızılay Kan Merkezleri, 780 bina yakılıp yıkıldı veya tahrip edildi.

Eylemlerde 177 araç kullanılamaz hale geldi.

Sanki büyük bir meydan savaşından çıktık.

Bu arada devletimiz, Kobani’den göç eden 200 bin Kürt’e kucak açıyor, onları misafir ederek kaynaklarının önemli bir kısmını bunlara harcayarak onları en iyi şekilde ağırlıyor.

TBMM’de tezkereye karşı çıkanlar, daha sonra Türkiye Kobani’ye girerek Işid’e karşı savaşan PKK’nın kolu PYD’lileri kurtarmasını, ya da bunlara ağır silahlar verilmesini, aksi takdirde çözüm sürecinin olamayacağını tehditkâr tavırla söylemeye başladılar. İstediler ki PYD’liler Kobani’yi kurtardıktan sonra o silahları Türkiye’ye doğrultsun.

Böyle bir isteğin gerçekleşmesi mümkün değildi ve olmadı.

Teröristler tarafından Türkiye cehenneme çevrilmek istenip okullar, evler, araçlar yakılıp yıkılınca Kobani Işid tehdidinden kurtuluyor mu yoksa Kobani’nin kurtuluşuna darbe mi vuruluyor?

Ölen de öldüren Kürt olduğunda, yani Kürt Kürt’ü öldürdüğünde Kürtler özgürleşip bağımsız devletlerini mi kuruyor?

Koca Veysel bir deyişinde “Koyun kurt ile gezerdi. Fikir başka başk olmasa” diyor. Bu deyiş son yaşananları ne de güzel anlatıyor.

Not: ABD liderliğindeki koalisyon ülkeleri güya Işid’i vuruyor. Bu nasıl vurmadır ki Işid gücünden bir şey kaybetmiyor, daha da güçlenerek saldırıyor. Yoksa batının kurduğu bu örgütün bitirilmesi istenmiyor de ondan mı vurma numarasına yatılıyor.

Ayrıca Türkiye’de 40 bin’e yakın vatandaşın ölümüne sebep olan PKK neden Işid’le savaşmıyor sormak lazım.

Kalın sağlıcakla.

18.10.2014

Gürbüz Battal


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —