Süleyman AKDOĞAN
Tarih: 03.02.2014 11:23
Koca Kum
Gök gürültüsüyle beraber, kumsal hareketlenmeye başladı. Bulut yükünü yüklenmiş, yağmurun haberini veriyordu. Bu denizde dalgalanma olacağı anlamına geliyordu. Kumsalı, kum taneciklerini hareketlendiren şey de buydu. Rüzgar onları yeterince yıpratmış, bir çok arkadaşı tutunamayıp uçup gitmişti, daha onların acısını unutamadan, dev dalgalar gelip kimi nereye götürecekti kim bilir. Bir merak, bir korku içinde körpe kumlar kendi aralarında konuşurken Koca Kum, “korkmayın, endişelenmeyin” diyordu onlara.
Koca Kum’un bu sakinliği onları ne kadar rahatlatsa da kafalarındaki sorulara engel olamıyorlardı. Ama, bu sahil ne olacak, bizsiz buraları kim süsleyecek, hem biz buraları çok seviyoruz dediler.
Ama, biz daha önce yoktuk buralarda. Hatırlayın, bir zamanlar bir dağın zirvesindeydik. Olabildiğince uzak yerleri görüyorduk, adeta bulutlarla yarışıyorduk. Orada da mutluyduk, hiç kopmayacağımızı sandığımız kaya parçasından sağanak bir yağmur ayırmıştı bizi. Çok korkmuştuk. Artık, bulutlara o kadar yakın olamayacaktık. Biz, kayadan koptuk, yuvarlandık önce. Öylesi bir hareketi bilmediğimiz için çok garipsedik. Ama, farklı bir tadı vardı. O zaman anladım ki, yuvarlanmamız gerekiyormuş. Dere tepe, çarpa çarpa buralara geldik. Bizim koptuklarımız, bizden kopanlar oldu. Ama, öyle olması gerekiyormuş. Eğer, o dağın zirvesinde olmamız gerekseydi, şimdi orada olurduk bundan emin olun. Şimdi orada olanlar en az bizim kadar orada olmayı hak ediyor, onlar için mutlu olalım. Onlar görevlerini biz de görevimizi yapıyoruz. Bakın, şimdi buradan ayrılmak istemiyoruz. İşte biz böyleyiz, eğer şu dalgalar olmasa kim bilir buradan ne kadar rahatsız olduğumuzu anlatacaktık bir birimize. Daha, dün dertleniyordunuz, öyle değil mi?
Kum taneleri Koca Kum’u onayladılar. Koca Kum, bu da bizim doğamız. Felaket gelmeden, birbirimizin kıymetini bilmiyoruz. Bakın etrafınıza, bir çok şey bizimle şekilleniyor. Yollar bizimle yapılıyor. Şehirler bizimle inşa ediliyor. Gördüğünüz her evde bizden bir eser var. Gökdelenler keza öyle. Gökdelen derken Koca Kum bir iç geçirdi. Düşünün bir gökdelenin temeli de bizimle tepesi de. Neresinde olmak istersiniz?
Herkes, en tepesinde diye haykırdı.
Ama, dedi Koca Kum, temel olmadan tepe olur mu? Neresinin kıymetli olduğunu biz bilemeyiz. Gönlümüzden bir yer geçiririz ancak olduğumuz yere de razı oluruz. Her yerin avantajı, dezavantajı vardır. Tepeden yağmur yağıyorsa, bütün kaynak sular yerin altından gelir. Deprem, temeli sarsabilir, ama yıldırım gökten gelir. Sağı, solu saymama gerek yok. Ama, biz bir bütünüzdür. Fayda hepimize, zarar hepimize dokunur. Bu yüzden kimin nerede olduğunun bir önemi yok. Kimileri, hep kendi iyi yerlerde olsun istiyor. Ama, kimse nerenin daha iyi olduğunu bilemez, o yüzden razı olmak gerek bize verilene. Hayallerimiz bize yanlış yapma hakkı vermemeli. Biz hayal ederiz, ama başka bir kardeşimiz oraya layık görülür, bunu böyle bilmeliyiz.
Vakit o kadar çabuk geçmişti ki , dalgalar çoktan onlara yaklaşmıştı. Koca Kum devam etti. Bir de yok olmuyoruz sadece yer değiştiriyoruz dedi. Hayalleriniz sizi olmak istediğiniz yere götürür. Hayal kurun dedi Koca Kum. Kumsaldaki son sözü bu oldu Koca Kum’un. Hayal kurun.
Artık dalgalar içindeydiler. Her biri bir yana savruluyordu. Yer değiştireceklerdi. Ama, dalga nerede duracaktı kim bilir. Koca Kum ve birkaç arkadaşı yan yana bu dalga da kendilerince seyahat ediyorlardı. Koca Kum, hayallerine daldı. Olur mu diye soruyordu kendi kendine, yanıtı kendi veriyordu. “Neden olmasın?”
Dalgalar durmuş yerini sessizliğe bırakmıştı. Geceydi, nerede olduklarını gündüz olunca anlayacaklardı. Sabah kuş sesleri uyandırdı onları. Koca Kum yorgundu, bir o kadar da sevinçli. Dalgalar onu bir nehir yatağına bırakmıştı.
Birkaç gün sonra Koca Kum kendini bir kamyonun içinde buldu. Belli ki, bir inşaata doğru bir yolculuk vardı. Neden olmasın dedi bir kez daha. Haksız da değildi. Artık, o bir gökdelenin en tepesindeydi. Arkadaşlarını düşündü. Konuştuklarını hatırladı bir bir. Koca Kum dedi kendi kendine. Neden sana Koca Kum diyorlar ki diye sordu. Gülümsedi, çünkü yanıtı o da bilmiyordu.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —