Gürbüz BATTAL

Tarih: 23.11.2014 11:08

İletişim Çağında İletişimsizlik

Facebook Twitter Linked-in

14 Kasım 2014 Cuma akşamı Manisa Kültür Merkezi Lale Salonu’nda Şehzadeler Belediyesi ile Mana-Der ( Manisa Araştırma Derneği) işbirliği ile hazırlanan “ Son Kale Aile: İletişim Çağında İletişimsizlik” konferansı vardı.

Konferansa Şehzadeler Belediyesi Başkanı Ömer Faruk Çelik ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Ben tüm Manisalıların böylesine önemli bir konferansta olmasını çok arzu ederdim.

Konferansı eğitimci yazar Sait Çamlıca verdi.

Açış konuşmasını yapan Mana-Der Başkanı Şaban Mertyürek’in, “ İletişim çağında çocuklarımızla iletişim kuramazsak, onlarla iletişim kuranlar çocuklarımızı elimizden almadan tedbir almalıyız” sözleri üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir tespitti.

Şehzadeler Belediyesi Başkanı Ömer Faruk Çelik, ilk yurt dışı gezisini Mescid-i Aksa’ya yapacağını söyledi. Başkanımı tebrik ediyor kararının hayırlı olmasını diliyorum.

Konferansta öne çıkan konuları paylaşmak istiyorum.

İletişim çağında öyle bir hale geldik ki. Anne baba çocuğuyla, eşler birbirleriyle iletişim kuramıyor. Küçükken babası geç kaldığı için ağlayan oğul, ergenlik çağında babası eve geldiğinde babasıyla göz göze gelmemek için odasına çekiliyor.

İlkokula başlayan çocuğun gözünde öğretmen kahramanken lise yıllarında öğrencisinin yumruğunu yiyor

Çocuk bu hale nasıl geldi? Anne, baba ve öğretmen sevgisi nereye gitti?

Annelere sorarsanız, “ Yemedim yedirdim, içmedim içirdim, saçımı süpürge ettim gene de yaranamadım.”

Baba ise, “ Telefon istedi aldım, tablet istedi aldım, bilgisayar istedi aldım. Daha ne yapayım” diye işin kolayına kaçıyor. Çocuğun sevgi ve ilgiye de ihtiyacı olduğunu unutuyorlar.

Kız, “ Annem kumandayı tuttuğu kadar elimi tutmadı” derken erkek çocuk, “ Babam okey taşını okşadığı kadar benim başımı okşamadı” diyor.

 Bu sözlerle iletişimsizlik ve kopukluğun sebeplerini ne güzel anlatıyorlar.

Öğretmenler, nine ve dedeler, zamane gençliğinde iş yok, bizim zamanımızdaki gençlik başkaydı diye söze başlarken gençken kendilerinde iş var mıydı diye düşünmezler.

Anne dizi, baba maç veya haber izlerken çocuğa ders çalış demenin ne kadar saçma olduğunu düşünemez. Kendisi televizyonu kapatmadan çocuktan bilgisayarı kapatmayı istiyor.

Anne, kızı takdir aldı diye komşuya hava atarken çocuk başarısız olduğunda komşu çocuğuyla kıyaslayıp azarlıyorsa, çocukla kavga yapıyorsa çocuğuyla iletişimi nasıl sağlayacak.

Unutmayalım ki teşekkür sünnet değil, takdirname farz değil. Eğitim de diploma almak değil.

Çocuk ders çalışmak için dünyaya gelmiyor. Su içmeyi 1-2 yılda, ayakkabı ve çorap giymeyi 5-6 yılda öğrettiğimiz çocuğa ders çalışmayı da biz öğreteceğiz.

Çocuk davranış kalıplarını bizden öğreniyor. Biz suyu kedi gibi içersek çocuğumuz da kedi gibi su içecektir.

Anne baba, “ Çocuğum çok terbiyeli ama geri zekâlı ders çalışmıyor” diye sitem ederken bu devirde terbiyeli çocuk yetiştirmek gibi ulvi bir görevi yaptığından haberi bile yok.

Bugün genç olmak 20 yıl öncesine kadar çok zor. Çünkü gençlerin önü tuzaklarla dolu.

Oku diye nasihat eden ve anne baba okumuyor. Anne baba evde okumasa çocuk okumayı kimden öğrenecek.

En önemli okulun ev, en etkili öğretmenin anne ve baba olduğunu da unuttuk.

Eskiden evlerde oyun oynanırdı. Tüm aile oyun oynardı. Oyun gidince muhabbet de gitti. Muhabbet başlı başına iletişim kaynağıydı. Muhabbet gidince iletişim de gitti.

Aynı zamanda hikâye geleneğini de kaybettik. O hikâyeler ki her biri başlı başına birer dersti.

Günümüzde çocuklar ve gençlerle iletişim kurmak için daha çok şey öğrenmeye ihtiyacımız var. Gençlere ulaşmak için kafa yormalıyız.

Sarhoşun, Allah diye nara attığı milletin çocuklarından ve gençlerinden ümit kesilmez.

Anlattıklarından kesitler sunduğum Eğitimci Sait Çamlıca ile bu konferansı hazırlamada emeği geçen Şehzadeler Belediyesi ile Mana-Der’e teşekkür ediyorum.

Kalın sağlıcakla.

23.11.2014

Gürbüz Battal

 

 

 
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —