Prof. Dr. Ataman: “Hiçbir devlet ve toplum temelinde din olmaksızın varlığını sürdüremez”

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Ataman, “Hiçbir devlet ve toplum temelinde din olmaksızın varlığını sürdüremez” dedi.

Prof. Dr. Ataman: “Hiçbir devlet ve toplum temelinde din olmaksızın varlığını sürdüremez”

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Ataman, “Hiçbir devlet ve toplum temelinde din olmaksızın varlığını sürdüremez” dedi.

Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Düşünce ve Sanat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSAM), Öteki Buluşmalar 2021 dizisi kapsamında Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın’ın moderatörlüğünde Catholic University of America’da doktorasını tamamlayan ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyeliğini sürdüren Prof. Dr. Kemal Ataman’ı ağırladı. Online bir platform üzerinden gerçekleştirilen programda “Sivil Din” başlığı altında yaptığı konuşmayla Ataman, konuyla ilgili değerlendirmelerini izleyenlerin dikkatine sundu.

Rektör Aydın: “Etrafımızda gördüğümüz, yaşadığımız olaylarda kitapta ifade edilen sivil dinin unsurlarından pek çoğunu görüyorsunuz”

Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın’ın giriş konuşması ve Prof. Dr. Kemal Ataman’ı takdimi ile başlayan programda Rektör Aydın, “Sivil din konusu Kemal Ataman hocanın kitabı ile gündeme geldi diyebiliriz. Oldukça ilgi çekici bir kitap, ben okudum, okumak isteyenlere tavsiye ederim. Çünkü aslında etrafımızda gördüğümüz, yaşadığımız olayları daha iyi anlamlandırabiliyorsunuz. Benim de uzmanlık alanım dinler tarihi olduğu için bu tür ritüelleri, yapıları dini bakış açısıyla yorumlamaya çalışıyorum. Yorumladığınız zaman da aslında kitapta ifade edilen sivil dinin unsurlarından pek çoğunu içerisinde görüyorsunuz. Ben şöyle bir din tanımı yapıyorum. Bir şeyin din olabilmesi için üç tane temel unsurunun yer alması lazım. Birincisi bunun inanç boyutu, yani insanın dini melekelerini tatmin etmesi lazım. İkincisi değişip dönüştürme boyutu diyorum, siz onu kabul ettiğinizde kabul etmeden önceki durumunuzla kabul ettikten sonraki durumunuz arasında bir fark oluşturması lazım. Üçüncüsü de sizin diğer toplumlarla ilişkinizi düzenleyen bir boyutunun olması lazım. Bu üç unsuru her nerede görürseniz benim şahsi kanaatim bunları din diye nitelendirebilirsiniz ve sivil din de bunu ifade eder diye düşünüyorum” şeklinde konuşarak sözü Prof. Dr. Kemal Ataman’a bıraktı.

Ataman: “Sivil din çok boyutlu bir fenomen olduğu için insanlar birtakım genellemelere çabucak gitme hatasına düşebiliyorlar”

Sivil din konusunun boyutlarına değinerek sözlerine başlayan Ataman, “Sivil dinin çok boyutlu bir konu olduğunun altını çizelim öncelikle. Bunun siyasi boyutu var, teolojik boyutu var, uluslararası boyutu var. İşte buna teopolitik diyoruz. Teopolitik boyutu var. Çok boyutlu bir temelden söz ediyoruz. Ama şöyle de bir tehlikesi var bunun. Çok boyutlu bir fenomen olduğu için insanlar farklı toplumların tarihi tecrübelerini dikkate almaksızın birazcık benzerliklerden hareketle bu sivil din mi, o sivil mi? Bu da sivil dine benziyor. Böyle birtakım genellemelere çabucak gitme hatasına düşebiliyorlar. Bundan uzak durmak gerektiğini düşünüyorum. Ben radikal bir bağlamlaştırmaya karşı değilim ama yani birazcık bağlamı da tarihsel süreci de ve toplumların tarihsel tecrübelerinin de dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Buna da dikkatinizi çekerek başlayayım” diye konuştu.

“Ulus olmanın kutsal temeli sivil dindir”

Kitabın basılması sürecini aktararak sözlerini Ataman, “Şimdi kitabın adı ‘Ulus Olmanın Kutsal Temeli’. Aslında kitabın özeti bu üst başlıkta ‘Ulus Olmanın Kutsal Temeli’. Onun altında sivil din var. Burada bir hocamızın daha hakkını teslim edelim. Ali Yaşar Sarıbay hocamız kitabın basılmasını önerdi. Ben öyle yazdım. Yani öyle duruyordu. Hiç niyetim yoktu. Fevzi Bilgin hocamız, Kasım Küçükalp hocamız ama özellikle Abdurrahman Kurt hocamız. Ama özellikle Ali Yaşar Bey hocamız basılması gerektiğini söyledi. Böyle bir üst başlık önerdi. O üst başlığı gördüğümde çarpıldım. Tam anlamıyla kastettiğim şey buydu. Ulus olmanın kutsal temeli sivil din. Şimdi şöyle başlayalım isterseniz bir tanım yapmaktan kaçınarak kavramlar üzerinden ilerlemeye çalışalım. Daha sonra da becerebilirsek, bir sivil tanımını da yapmaya gayret ederiz. Yani tüme varımcı bir yaklaşımla ilerlemenin daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Ulus Olmanın Kutsal Temeli başlığı varsa şunu söyleyebilirim. Bu esasında Rousseau’nun dile getirdiği, Durkheim’in dile getirdiği bir ifadedir. Hiçbir devlet ve toplum temelinde din olmaksızın varlığını sürdüremez. Bu tanımdan hareketle, ‘Peki, nasıl bir dinden söz ediyoruz?’ sorusu karşımıza çıkıyor dediğimizde işte buradaki cevap sivil dindir. Bu kurumsallaşmış din de olabilir. Diyelim ki teokratik bir din de olabilir, Vatikan’da, İran’da, Suudi Arabistan’da olduğu gibi. Sivil din bu temel olma adaylarından bir tanesidir. Peki, nedir sivil dediğimiz şey, dini olan alana da ait olmayan, askeri olan alana da ait olmayan demektir. Yani her türlü sivil ve askeri denetime ve tesire maruz kalmayan anlamında kullanılıyor sivil din. Ben de kitap boyunca bu anlamda kullanıyorum” ifadelerini kullandı.

“Sivil Din” başlıklı konuşma, dinleyenlerin aktif katılımı, soru ve katkılarıyla sona erdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner35