Fatoş ŞİMŞEK


Van Halen Seyyar

Van Halen Seyyar


Bir haber programında bıçak gibi kesen soğuktan kendi çabalarıyla uzaklaşma tasasına düşen deprem madurlarını gösteriyorlardı. 

Şehri terketmeye karar verdiğini söyleyen Van’lı depremzedeler dondurucu soğuğa yenik düşmemenin imkansızlığından bahsediyordu. ”Gidecek yerimiz yok ama bilet alıp bir yerlere gideceğiz, çünkü çocuklar üşüyor” diyordu bir tanesi. Öbürü ”birkaç aylığına gideceğim” derken, bir diğeri akrabasının yanına gideceğini ama ne kadar kalacağını bilemediğini, ilk fırsatta bir ev tutup çıkacağını söylüyordu. Bir başkası göç etmeye kalkanların otobüs bileti bulabilmek için en az 8 gün beklemeleri gerektiğini söylüyordu. Üzerlerinden uçup giden çatı, soğukta ve açıkta kalmak, nereye gideceğini bilememek, bilse bile beklemek zorunda kalmak! Ne drama! 

Van 23 Ekim ve 9 Kasım tarihlerinde meydana gelen depremlerin ardından halen seyyar!

İlk deprem 7.2 şiddetindeydi, Erciş ve Van’da canlar aldı, evsizler ordusu oluşturdu. Bunu takiben 9 Kasım’da gelen ikinci deprem Richter ölçeğiyle 5.6 şiddette kayıtlara geçtiyse de 6.6 büyüklüğünde hissedildi. Yeni ocaklar söndürdü, moralsizler ordusunu daha da güçlendirdi! Birincisinde ayakta kalmayı beceren evler, oteller ve diğer bazı yapılar ikincisinde yerle bir oldu.  En son Mollakasım köyünü haritadan silen 5.2’lik bir başka deprem yıktı savuştu! Birincinin sonunda boşaltılması beklenen ama boşaltılmayan şehir ve beldeler, ikinci depremin ardından hızla yalnızlığa terkedilir oldu.

Bu yazımda hükümetin deprem madurlarına götürdüğü hizmetlerde yeterli olup olmadığından bahsetmek istemiyorum. Hep bilinen soygun, vurgun, yağma ve talandan da söz etmeyeceğim. Başarısızlıklar ve yetersizlikler de gereğinden fazla zikredildi. Felaketlerin bazı madrabazlar için çarçabuk fırsata dönüşmesi konusu da fazla yazıldı çizildi.  Beklentiler, ahlak ve vicdan da bir başka yazıya kalsın. Potansiyelini görmeye çalışan hükümet yetkililerini beklerken sınavdan geçen Van halkından da söz etmeyeceğim. Göçükten kurtulup da zatürrenin pençesinden kaçamayan minicik bedenlerin trajedisi de bu yazımın konusu değil. 
 
Becerebilirsem, evsizlik şokunu atlattıktan sonra tortulanan duygulardan ve seyyarlıktan söz edecegim! Enkaza  dönüşmüş evlerde maddi yıkım yanında bir de duygu-yoğun boyut vardır. Aynı şey kazada hurdahaş olan arabalarda da hissedilir. Herkes bilir ama pek sözü edilmez.  
  
Yıkılırken toz duman olan evler.. Bir varmış bir yokmuş evler.. Sessiz göz yaşıyla uğurlanan evler.. Nohut oda, bakla sofa evler.. Daha önceden içinde makam çatılan evler.. İstemsizce gaibe uğurlanan evler..

Deprem maduru ihtiyarlar, analar, babalar, yeni gelinler, kızlar, oğlanlar, hastalar, sakatlar ve hatta süt kokan bebekler hayatta kaldıkları için şükretseler de vedasız ayrılmak zorunda bırakıldıkları evlerine sessiz ağıt yakarlar!

Enkazlardan kurtarılanlarda, aç ve açıkta kalanlarda, karanlıkta donmanın eşiğine gelenlerde, deprem korkusunu atmak üzereyken yenilerine maruz kalanlarda, yaşamın kıyısına gidip dönenlerde, kaygılı yüzlerde, yorgun yüreklerde, endişeli bekleyişlerde ortak dilemma artık ”yerin yurdunbelli olmayışıdır.

Otobüs terminallerinde yapilan haber programında insanın içini acıtıp yakan bir sessiz bekleyiş görülüyordu. Başka illerde ailesi olduğu için şükredenler de oradaydı, ailesi olmasa da semt-i meçhule bilet ayırtanlar da.. Biletlerini sağlama bağlayarak yeni bir yere, birilerinin yanına, muhtemelen sığıntı hayatına kararlı başlangıçlar yapanlar da vardı TV’de.. Hepsi evsizdi, hayata nereden başlayacağını bilen yoktu. Tek istedikleri uzaklaşmaktı! Terminalde bilet kuyruğunda görüntülenen Van’lılar, yeterince hızlı ulaştırılmayan hizmetin kefaretini ödüyorlardı. Dargın sükutlarını bozmaya, duygularını kelimelere dökmeye mecalsizdiler.  Sessizce içlerine kıvrılmış gibiydiler. Hayal kırıklığıyla çaresizliğe terkedilmiş haldeydiler.

Deprem evleri yerle bir etti, beldeleri viran eyledi. Otobüs terminalindekilerin evleri ya birer çuval, ya plastik torba, karton kutu ya da bir iki valizden ibaretti.  Ev denen şey taşınabilecek bir büyüklüğe dönüşmüştü!  
 
Deprem evleri yerle bir etti, beldeleri viran eyledi. Ortak mekanları, anıları, tanışları, konu komşuyu, eş, ahbap, akraba ve sülaleyi de dağıttı geçti.. Her biri bir yere savruldu. Kimi göçükte yitti. Kimi bulabildiği otobüsle başka illere gitti. Kimi çadıra geçti. Bazıları halen evsiz. Van halen dondurucu soğuğa yenik. Van halen seyyar!