SOYKIRIMCILAR
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, Fransa’da büyük bir ekonomik ve seçmen gücüne sahip olan Ermeni Diasporasını arkasına alarak tekrar Cumhurbaşkanı seçilebilmek amacıyla bize büyük acılar yaşatan Ermeni mezalimini tersine çevirerek akıldan ve izandan nasibini almamış hayaller peşinde koşturduğunu görüyoruz.
Başka bir deyişle Ermeni Diasporasının güdümüne giren bir Fransa ve onun Cumhurbaşkanı Sarkozy tarihi yeniden yazmak gibi bir gaflet içerisinde bulunuyor.
Bu amaçla hazırlattığı ‘ Soykırımların İnkârının Cezalandırılması’ kanununu 570 üyeli Fransız Ulusal Meclisi’nden 45 milletvekilinin katıldığı oturumda 38 evet, 7 hayır oyuyla geçirtti.
Bu kanun senatodan da geçerse Türklerin Ermenistan’a karşı soykırım yapmadığını söyleyenler bir yıl hapis ve 45 bin euro para cezasına çarptırılacak.
Soykırımlar tarihi incelenecek olursa, bizi soykırımla suçlayan Fransa başta olmak üzere Akif’in deyimiyle kendini medeni sanan tek dişi kalmış canavarların dünyada nasıl acımasızca soykırımlar yaptığını herkes görebilecek, böylece takke düşüp kel görünecektir.
1914-1921 yılları arasında Ermeniler tarafından hunharca katledilen Türk sayısı 518 105’dir.
1492 yılında Kristof Kolomp Amerika’ya ayak bastığında nüfusu 8 milyon olan ‘ Arawaks’ yerlilerinin sayısı 22 yıl içerisinde 28 bine indi.
İngilizler 1787-1938 tarihleri arasında Avustralya’da 720 000 kişiyi katletti.
Almanların Güney Afrika Cumhuriyetinde katlettiği Herero ve Namaların sayısı 118 000’dir. Gene Naziler döneminde Almanya’da, 1933-38 arasında Büyük Alman İmparatorluğunu kurmak için 17 milyon insan katledilirken Çingenelerin yüzde 94’ü kısırlaştırıldı.
2. Dünya Savaşı sonrası Amerikalılar ve İngilizler, Dresten kentine sığınan Alman göçmenlere yaptıkları hava saldırıları ile 200 000 kişiyi öldürdüler.
Amerikalılar Japonya’ya attıkları atom bombasıyla 135 bin kişiyi öldürdü.
Yunan asimilasyonu sonrası 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.
Bulgar zulmü neticesi 1970-89 arasında 360 bin Türk Türkiye’ye sığındı.
Amerika’nın Irak’ta yaptığı katliamlar hafızamızdaki tazeliğini koruyor. En son açıklanan rakamla Irak’ta bir milyon kişi öldürülmüş.
Biz gelelim Fransa’ya Fransa’nın soykırım sabıkasına:
Cezayir, 1830-1962 yılları arasında 132 yıl Fransızların işgalinde kalır. Cezayirliler bu sömürgeci güçlere karşı bağımsızlık savaşı verir. Bu savaşların en şiddetlisi 1954- 1962 yılları arasında yapılır. Bu süre içerisinde Fransızlar 1,5 milyon Cezayirliyi hunharca katleder. Bağımsızlık mücadelesi verdiğinde 8-10 milyon nüfusu olan Cezayir nüfusunun yüzde 15’i acımasızca katledilir.
Fransa’nın Afrika kıtasında gerçekleştirdiği tek katliam Cezayir katliamı değildir. Fransa girdiği tüm Afrika ülkelerinde aynı vahşeti çekinmeden sergilemiştir.
Bunlardan birisi de Fransa’nın parmağının içinde olduğu Ruanda katliamıdır. Bu katliam, Fransa tarihinin en büyük lekelerinden birisi olarak tarihteki yerini almıştır.
2. Dünya savaşı sonunda bağımsızlığa hazırlamak amacıyla Ruanda yönetimi Birleşmiş Milletlere verilir. Yapılan seçimde Hutu Milliyetçisi hareketi iktidara gelir. Hutular, bölgede söz sahibi olan Belçikalıların desteğiyle eski yönetim yanlısı olan Tutsilere karşı katliamlar yapar. Bu katliamlarda 20 bin ile 100 bin arasında Tutsi öldürülür.
Bu olayın Fransa ayağı ise, Fransa’nın 1994 yılında 800 bin Tutsi’yi öldüren Hutu milislerine silah eğitimi verdiği, Katliamı başlatan Hutuların engellenebileceği zamanda Birleşmiş Milletleri işlevsiz kılmaya yönelik çalışmalar yaptığı iddia edilir. O yıllarda Fransa eski Cumhurbaşkanı Mitterand’ın, “ O ülkelerde bir soykırım yapılması çok önemli değil” şeklinde konuştuğu Le Figaro Gazetesinin 12 Ocak 1998 tarihli gazetede yer alır. Bu sözler Fransa’nın katliamdaki rolünü en iyi şekilde açıklıyor.
Fransa ne zaman seçime gitmişse siyasetçiler Ermenilerin oyunu almak için Türkiye aleyhtarı kampanya başlatır, soykırım iddialarını ortaya atar. Bu yıl da değişen bir şey olmadı.
Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın 1987 yılında Paris belediye başkanı iken söylediği “ Biz iktidara geldiğimizde Türkiye’ye ikinci Sevr’i kabul ettireceğiz” cümlesi yabana atılacak bir söz değil, Sevr hedefine ulaşmak için yapılan planın bir parçası ve fitilinin ateşlenmesidir.
Atalarımız ne demiş, “ Dinime söven Müslüman olsa.”
Kalın sağlıcakla.
26.12.2011
Gürbüz Battal
