Siyaset yazanların açmazıdır belki. Eleştirdiğin siyasi parti veya liderine gönülden bağlı olanların ilk tepkisi “bizim partiye” veya “bizim lidere nasıl böyle bir şey dersin” olur.
Çünkü kendisi için önemli olan, kendisinin yüreğinde yer eden sevginin, herkes tarafından hissedilmesi ve aynı şekilde kabul edilmesini isterler.
Aslında bunda yadırganacak bir şey yok.
Ben seviyorsam, demek ki önemli, o zaman neden herkes sevmiyor?
Bir insanı seven de olur, sevmeyen de…
Bir siyasi partiye gönülden destek veren de vardır, seçimden seçime oy veren de…
Hatta o partiden nefret edenler de vardır.
Her parti veya her lider, taraftarları için “çok önemli” diğerleri içinse “saygı” duyulması beklenen bir oluşum ve onun lideridir.
***
Dünkü yazım geniş yankı buldu.
Hali üzere bulmasını da bekliyordum.
Ama yeterince doğru okunduğunu ve doğru algılandığını düşünmüyorum.
Eleştiriler çok oldu.
Tebrik edenler de…
Eleştirinin dozunu kaçırıp, hakaret boyutuna vardıran da…
Yazının başında söylediğim gerekçelerle hepsini hoş görmek zorundayız.
Ama bir yazıyı da önyargıyla okumamak zorundayız.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Bursa’da yaptığı mitingde kalabalığa “Vur de vuralım, öl de ölelim” sloganını attıran ben değilim.
Ve yine o kalabalığa daha toparlayıcı, daha sevgi ve hoşgörü mesajlarıyla dolu cevap vermek varken, “Merak etmeyin, onun da zamanı gelecek” diyen de ben değilim.
Dolayısıyla eleştirilecek bir yön varsa, o salonu dolduranlardan bağıranlar ve onlara “öldürme” değil, “yaşatmanın” görevini hatırlatmayan genel başkandır…
Bu diyalogun alkışlarla karşılanması beklenmemeli.
Hiç kimse –buna MHP’liler de dâhil- vurmayı ve öldürmeyi alkışlayacak, tebrik ve taltif edecek değildir.
Dün MHP’li dostlarımdan birçok kişinin serzenişini dinledim.
İlk kez muhatap olduğum MHP’lilerin yazıma gösterdikleri tepkilere karşılık verdim.
Sosyal medyada “olgun” eleştiri yapanlara da, “hakaret” edenlere de cevap verdim.
Radikal Blog’da yapılan yorumlara okudum, bazılarına cevap verdim.
Hepsini alt alta koyduğumda, MHP’lilerin “terör örgütü” lafından çok içerlendiklerini gördüm.
Bu beklenen bir davranıştır.
Sonuçta hiçbir parti “terör örgütü” olmayı istemez veya öyle görünmeyi arzulamaz.
“Bakın biz terörist değiliz” diye takılanlara da, eleştirinin dozunu kaçıranlara da açıklamalar yaptım.
Hâsılı dün yoğun tempomun tamamı, yazıma gösterilen olumlu-olumsuz tepkilere cevap yetiştirmekle geçti.
MHP’lilerin şunu bilmesini isterim.
Ülkenin huzur ve barışını en çok isteyenlerden birisi olarak, bir başka terör örgütünün doğmasını arzulayanlardan elbet değilim, yakıştırmam da bu değil.
Bir siyasi parti, kucaklayıcı olmalı, eleştiriler, onları “gaza” getirmemeli.
Süreci beğenmezseniz dahi, eğer sizin de nihayetinde “barış” istediğinize göre çok daha yapıcı, çok daha toparlayıcı olmaktır.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Bursa Mitinginden bir gün önce 81 il teşkilatına gönderdiği 7 maddelik uyarısı, dikkatle yazılmış, iyi hazırlanmış metindi.
Genelde tahriklere, provokasyonlara, fitneye dikkat çekerek bunlara uyulmamasını kavgaya girilmemesini, hatta kavgaya heveslendirenlere itibar edilmemesini söylüyordu.
Ama bir gün sonra Bursa’da, kendi uyarısına kendisi uymuyordu…
Eleştirim de haklı olarak bunaydı.
MHP’lilerden beklediğimse, sürecin barışa gideceği ve ülkede akan kanın duracağı, silahların susacağı, anaların gözyaşını dineceği umuduyla da olsa, kayıtsız kalmamalarıdır.
Sürecin barışla noktalanacak olması, “beklentimiz, arzumuz” olmalı.
Ama olmazsa olmaz elbet…
Süreci sabote etmek isteyen, akan kanın sürmesini arzulayanların sabotajları da, tahrikleri de, provokasyonları da olacak.
Ya onlar kazanacak, ya millet.
Hepimizin arzusunun nihayetinde milletin kazanmasıdır.
Bu ülkede herkesin barış içinde, kardeşçe yaşamasından kim gocunabilir, kim böylesine güzel tabloyu arzulamaz.
En azından bu defa ümitliyim…
Ve ümidimin boşa çıkmamasını en çok isteyenlerdenim.
Mevlana’nın dediği gibi “Olduğu kadar, olmadı kader” deriz…
Ve hiç değilse karınca gibi hem safımızı belirtir, hem o yolda olduğumuzu gösteririz.
Savaştan yana olmaktansa, barıştan yana ölmek, her zaman evladır…
Twitimden seçmeler
Olayları beklentinize göre değerlendirirseniz, görmek istediğinizi görür, duymak istediğinizi duyarsınız. Böylece gerçeğe asla ulaşamazsınız.
