Sema Coşkun ÜNAL


Kudüs'ün Elleri Yüreğimizde

Kudüs'ün Elleri Yüreğimizde


Neydi çeşmesinden bir yudum su nasiplenmemizle, ruhlarımızı tekrar susatan ve kurumuş çorak toprakta Hacer gibi bir yudum su ararcasına bize ülkeler arası, misali Safa- Merve' mizde say yaptıran güç? 

Neydi aradığımız; 

Hz. Süleyman'ın inşa ettiği kutsal mabed mi? 

Hz. İsa'nın  doğup yaşadığı mekanlar mı? 

Hz. Muhammed (SAV)'in Miraca yolculuk yapması mıydı? 

Üç ilahi dini buluşturan, kendisinden dinlerin gerdanlığı olarak bahsedilen bu tılsımlı şehrin esrarını sağlayan neydi sahi? 

Arayalım… 

Beraberce adım adım arşınlayalım Kudüs beldesini.. 

Bir sabah namazı ezanıyla, ılık havası, mis gibi sabah rüzgârıyla, sokaklarında tarihi dokusunun muhafaza edildiği Mescid-i Aksa`ya doğru yürüyelim...

Dua ile.. 

Yarının bugünden daha güzel olacağı umudu ile...  

Geçmişlerimize selam ile…

Bismi Hû... 


Attığımız her adım bize, her taşında hatıraları olan hikâyeleri yaşatıyor. Tarih gözlerimizde canlanıyor adeta…

Fethinin coşkusunu hissettiğimiz Hz. Davut geçiyor hızla yanımızdan sanki... Mescid-i Aksa'nın temelini atıyor…

Oğlu Süleyman Peygamberin yapımını tamamlayacağı,  Müslümanlara ilk kıble olacak olan;  haram mescitlerinin  üçüncüsü kabul edileceği; Mescid-i Aksa... 

Nasıl da heyecanına tanık ediyor bizi, kendisine Peygamberliğin ve mucizelerin bahşedildiği Peygamber.... Emrine verilen cinlerin görev dağılımıyla durmaksızın, yorulmaksızın her bir yerden topladıkları mücevharatları, kokuları, incileri, altınları, yakutları, zamanla yarışırcasına getirmelerini izliyoruz.

İnsanların, cinlerin ve hayvanların inşa ettiği Mescid-i Aksa' nın yapımını takip ediyor Süleyman Peygamber.. Ecelinin yaklaşmakta olduğunu anlayınca;  yalvarıyor Rabb'ine.. Eğer ahirete intikal ettiği anlaşılırsa Mescidin tamamlanmasının aksayacağı ihtimaliyle niyazda bulunuyor son kez… 

Peygamber dahi olsa emaneti bedenden almadan gitmeyen Azrail, Hükümdar Peygamberi asasına dayalı halde iken  ruhunu teslim alıyor... 

Duanın kabulü ve bir mucizedir ya, rivayetlere göre bir sene boyunca bozulmadan öylece duran Hz.  Süleyman'ın ölümünü o süre içerisinde kimse fark edememiştir. Ancak asasını kemiren ve cansız bedenini yere düşürmeye vesile olan bir kurtçuğun sebebi ile anlaşılmıştır…

Ey Rabbüssemavati vel'ard... Sana sonsuz şükürler olsun…

Boşuna değildir dünyanın Mescid-i Aksa üzerinde düğümlenmesi... Semavi dinlere ve peygamberlere beşiklik etmiştir tarih tarih nakşettiğimiz bu mukaddes topraklar... 

Hz. İsa'nın doğduğu, yaşadığı, çarmıha gerildiği ve öldüğü topraklardı Hristiyanlara göre... Onun geçtiği yollardan geçmek onları kutsayacak ve hacı olmalarını sağlayacaktı... 

Yahudilere göre ise;  Mescid-i Aksa'nın altında olduğuna inandıkları Süleyman mabedine ve içinde eski ahitin olduğu Hz. Musa'nın sandığı vardı. Her ikisine de sahip olmanın yolu Mescid-i Aksa'nın yıkılmasından geçiyordu. 

Kıbleleri Mescid-i Aksa, çocuklarına ilk öğrettikleri dua ise Tevrat'ta geçen Hz Davud (as)'ın duası idi... 

« Ey Yeruşalim (Kudüs), seni unutursam sağ elim kurusun!..

Seni anmaz, seni sevincimin baş tacı etmezsem dilim damağıma yapışsın.» (Mezmurlar, 137)

Yüreğimize bir sızı girdi bıçak gibi.. Neden Kudüs'ü bir Yahudi kadar sahiplenemedik? Onlar kadar koruyamadık sorgularıyla sancılanıyordu ruhumuz...

Dolan gözlerle Mescid-i Aksa'ya atıyoruz ' Bismillah ' ile adımımızı... 

Zeytin ağaçlarıyla sarmalanıyor, mis gibi kokusu ile asrı saadete gidiyor ve Alemlerin Efendisi (as) 'a selam yolluyoruz... 

Derin bir nefes çekiyoruz içimize.. 

'Neydi?'diye sual etmiştik ya hani.. İşte şimdi cevap ile karşı karşıyaydık... Mekke'ye, Medine'ye varıldığında yaşanan coşku  nasılsa, karşımızdaki manzara ile de aynı duyguları yaşadık... Yüreklerin titrediği, gözlerin dolup boşaldığı , Miraç'ın gerçekleştiği, Allah'a en yakın olan noktada dizimiz üzerine çöktük ve el açtık Rabbilalemin'e.. 

Bildik ki içimizde filizlenenin, susatan özlemin, pervane gibi döndürenin İsra suresinin birinci ayeti olduğunu...

« Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu ( Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. » 

Etrafının bereketli kılındığı mübarek topraklarda buluşmak dileğiyle..