Gürbüz BATTAL


Kırk yıl sonra gene aynı kafa

Kırk yıl sonra gene aynı kafa


KIRK YIL SONRA GENE AYNI KAFA

1969 yılında öğretmen olarak Soma Türkali Köyü’ne ilk atamam yapıldı. Türkali Köyü Soma’ya kırk üç kilometre uzaklıkta, Bergama ve İvrindi ilçeleri köyleriyle komşudur. O zamanlar köyün yolu yoktu. Akçaavlu köyüne kadar eşek sırtında eşyalarımızı taşır, Akçaavlu köyünde belli saatte Soma’ya gelen traktöre binerek şehre gelirdik.

O yıllarda yol ve ulaşım yönünden doğuyu aratmayan ama çok sıcakkanlı insanların yaşadığı bir köydü Türkali Köyü. Köyde sadece bir radyo vardı. O radyo da gözleri görmeyen Bakkal Hafız’ın hanımının radyosuydu. Soma’ya geldiğimde aldığım çok sayıdaki gazetelerle dünyadaki ve yurdumuzdaki gelişmelerden haberdar olabiliyordum.

O zamanlar Prof. Dr. Orhan Oğuz Milli Eğitim Bakanıydı. Yanlış hatırlamıyorsam 1969 yılı kasım sonu veya aralık başlarında öğretmenler bir günlük boykot eylemi yapmıştı.

Görev yaptığım köyün, Soma’nın son köyü olması ve ulaşım imkânlarının zor olması henüz bir radyomun da olmaması nedeniyle boykottan haberim olmadı.

Aylık toplantı nedeniyle Soma İlköğretim Müdürlüğü’ne gittiğimde Müdürüm, bana boykota katılıp katılmadığımı sordu. Ben de boykottan haberim olmadığını boykot yapıldığını şimdi duyduğumu söyleyince bakanlığın boykota katılmayan öğretmenlere verilmek üzere gönderdiği teşekkür yazısını imza karşılığı bana verdi.

Öğretmen arkadaşlara boykot konusunu sorduğumda TÖS’den  ( O zamanki en büyük öğretmen sendikası olan Türkiye Öğretmenler Sendikası) elemanlar tüm köyleri dolaşarak       “ Biz TÖS olarak tüm Türkiye’de bir günlük boykot yapma kararı aldık. Boykotumuzu yaparken siz genç öğretmenlere güveniyoruz. Sizler evli değilsiniz, çoluk çocuğunuz yok. Bizim sendikamıza üye öğretmenlerin çoğu yaşlı başlı öğretmenler. Hepsi evli barklı, çoluk çocuk sahibi. Yarın başlarına bir şey gelse çoluk çocukları perişan olur” şeklinde genç öğretmenleri gaza getirir ve o yıl Soma’ya yeni ataması yapılan 25 öğretmenin en az yirmisini boykota katılmaya ikna ederler.

Benim için de “ Biz Türkali köyüne gidemiyoruz. Siz Türkali öğretmenine ulaşarak onun da boykota katılmasını sağlayın” demişler.

Aradan kırk iki yıl geçtikten sonra ADD Başkanı Tansel Çölaşan’ın Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen konferansta söylediği sözler beni kırk bir yıl öncesine götürdü. Çölaşan, Türkiye’nin İran yapılmaya çalışıldığını, bu nedenle Türkiye’nin başındaki bu beladan kurtulması gerektiğini söyleyerek, “ Öğrenciler şunu bilsin, öğrenci en aktif kesimdir ve de henüz aile kurmadığı için, henüz çoluğu çocuğu okulda olmadığı için, işinden atılma korkusu olmadığı için en özgür yapıdır. Dolayısıyla üniversiteler işin aslında nirengi noktasıdır. Ben gençlere güveniyorum. Gençler öncülük yapmalıdır… Lütfen bu görevin bilincinde olun. Hep beraber olalım. Bizleri de sizin dışınızda kalanları da baskılayın... Onlara her şeyi istemeyi ve direnmeyi öğretin. Öncü olun arkadaşlar.”

Kırk iki yıl önce TÖS yöneticileri ile kırk iki yıl sonra ADD başkanının sözleri ne kadar da birbirine benziyor.

Kırk iki yıl geçmesine rağmen kafa aynı kafa, zihniyet aynı zihniyet.

Kurbanlık koyunlar ise her zaman olduğu gibi gençler.

Ne diyelim. 
      
          Kalın sağlıcakla
     
       28.03.2011