Dünyada pek çok kolay iş vardır, pek çok kolay davranış. Kimisi için eğitim almanız, kurs görmeniz, dirsek çürütmeniz, emek vermeniz, çaba harcamanız gerekir…
Ama bazı şeyler de emek istemez, çaba gerektirmez, eğitimi olmaz…
Yürümek bile eğitimle kazanılır, konuşmak için bebeğin pür dikkat anne ve babasını izlemesi gerekir…
Doktor olmak için Tıp okumak, avukat olmak için hukuk tahsil etmek gerekir…
Gazeteci olmak için “en azından farklı bakış açısına” sahip olmak gerekir…
Yazar olmak için Allah’ın verdiği kabiliyetin dışında okumak, çaba harcamak, eğitim almak ve önyargılardan arınmak gerekir…
Hamal olmak için yükü sırtına almayı bilmek gerekir…
Seyyar satıcı olmak için “iyi bağırmak” gerekir, “albenili” ürün satmak gerekir…
Esnaf olmak için bir deneyim gerekir, güler yüzle müşteriyi kazanmayı bilmek gerekir..
İnsan her şey olabilir ama “iyisi” olmak için özen göstermek gerekir…
Herhangi bir işyeri çalıştırabilirsiniz ama müşteri memnuniyeti olmayınca sinek avlarsınız, kötü şöhretiniz tez zamanda yayılır ve eve götürecek bir parça ekmek parası kazanamazsınız…
Kısacası her şey için “çaba”nın yanında “istikrar” da, “iş ahlakı” da gerekir…
Dünyada sadece ama sadece küfretmek için hiçbir şeye gerek yoktur…
En kolay, en basit, seviye olarak da en düşük eylem, sövmektir…
Bunun için tahsilli olmanıza gerek yok, okul okuyup, dirsek çürütmenize, tonlarca kitabı okumanıza hiç gerek yok.
Hatta sadece tahsil değil, herhangi bir sivil toplum kuruluşunda görev almanıza da gerek yok.
Siyasi partilerde görev yapmaya, delege veya mahalle temsilcisi olmaya da gerek yok.
Küfretmek için bir siyasi partinin herhangi bir organında görev almayı da gerektirmez.
Hele hele bir partinin genel başkanı olmak da gerekmiyor, ağız dolusu küfrü basarsın, seviyeni orta yere koyarsın…
Küfretmek çok kolay, incelikleri elbet var ama sokağa çıktığınızda üç yaşındaki çocuk da küfretmeyi bilir, 93 yaşındaki de…
Bunun için farklı bir beceri edinmenize gerek yok…
Önce yüzünüzü yırtacaksınız, sonra ahlaki değerleri bir yana bırakacaksınız…
Ondan sonra gelsin kalaylı küfürler…
Sinirlenince bas küfrü rahatla…
Saza gelemeyince gaza gelenlerin başvurduğu bir yöntemdir, küfrederler olur biter…
Söyleyeceği sözü olmayınca küfrederek zeytinyağı gibi üstte çıktığını sanır…
Sövmek, babayiğitlik değildir, kahramanlık hiç değildir…
İyi bir lider olmak için küfretmek değil, liderlik yapmak gerekir…
Bir partinin genel başkanına hiçbir zaman “iyi küfreden” makamına yükseldiğini söylemezler…
Meydana çıkıp birkaç yüz kişiye hitap edince kendisinde bir cevher olduğunu sananlar, hemen aslı kimliğine bürünür, küfürle mesafe aldığını sanırlar…
Ahlaki olmayan bir kasetle işbaşına gelenler, ahlaki olmayan yollarla iktidarı yakalayacağını sanırlar…
Küfretmek, bu nedenle önemli görülür…
Bir kasetle genel başkanlık geliyorsa, galiz küfürlerle de başbakanlık geliyor sanırlar…
Oysa küfretmek çok basit bir iştir…
Üç yaşındaki çocuğu kolundan tut, “amcaya küfret bakim” de, yedi sülaleni sinemaya götürebilir…
Galiz küfürler savurdu diye o çocuğu bir partinin başına getirmek gerekmez…
Başbakan veya cumhurbaşkanı yaptırmayı da gerektirmez…
Belki ondan hiçbir şey olmayacağına yönelik işaretle edinilebilir o kadar…
Eğer o çocuğa ahlaki değerler öğretilmezse küfretmeye devam eder, iyi(!) bir küfürbaz olur çıkar…
***
CHP Genel Başkanı Kemal bey, sonunda saza gitmekten vazgeçti, gaza gelerek freni olmayan dilini küfre yöneltti…
Yarıda kesse de, sonrada yan çizse de (yan çizmesine çok alıştık) “küfürbaz genel başkan” olmaktan öteye gidemedi…
Yakıştı mı bilmiyorum…
Ne de olsa oturup bir çay içmişliğimiz, iki kelam etmişliğimiz yok…
Dolayısıyla hayatında başı her sıkıştığında küfreden birisi olup olmadığını bilemiyorum…
Ama eğer bir siyasi partinin genel başkanı, miting meydanında, konuşma kürsüsünde, “en basit dili” kullanıyorsa, “zor”u değil, “kolay”ı seçiyorsa ondan ne beklenir?
“Hayalci” olduğunu biliyordum, “bol keseden” attığını da gördük, SSK Genel Müdürüyken “kötü yönetici” olduğuna da tanıklık ettik…
Şimdi de küfürbaz olduğunu öğrendik, artık sevinebilir…
Naif Karabatak
27 Nisan 2011
