Bakın arkadaşlar, İmralı’ya gidecek heyeti belirlememiz gerekiyor. Bugünkü toplantımız, bu açıdan çok önemli. Zaman daralıyor, sinirler geriliyor, akşam dolaba koyduğum çiğ köftelik et eriyor.
Şimdi, herkes ikinci heyette yer almasını istedikleri arkadaşları söylesin, burada çekince olup olmadığına bakacağız.
-İlk isim benden olsun, aha da bu yanımdaki önemli isim gitsin.
-Zinhar o olmaz?
-Nedenmiş o?
-Çünkü onun güvenlik soruşturması sıkıntılı çıktı, kırmızı çentik yemiş, dut yemiş bülbül gibi yerinde durmalı.
-Peki ikinci isim benden olsun, falan isme ne dersiniz?
-Ben olur derim de, o isme Ergenekon sıcak bakmıyor, süreci sabote edebilirler.
-İşimiz var canım, o zaman falan isim olsun, ona kimse bir şey demez, yıllardır içimizde.
-O isme devlet sıcak bakıyor, olabilir ama Kandil yanaşmıyor.
-Tamam o zaman bir isim ben önereyim.
-Buyur, ama biraz acele edin halen bir isim üzerinde anlaşamadık, daha sırada var.
-Falan isme ne dersiniz?
-Ben bir şey demem de, o isme İmralı sıcak bakmıyor, gözüm görmesin dedi.
-Aha da ben buldum, falan isim gitsin.
-Aha da dedin ama tutturamadın, ona da Kemal bey sıcak bakmıyor, barışa destek olmaz da sonra yarı yolda kalırız.
-Falan isme kimse bir şey demez sanırım.
-Der! Merak etme falan isme engel var. Bahçeli o isme sıcak bakmıyor, son dakika golü atar matar da, Alimallah süreç sekteye uğrar.
-O zaman size çözüm, ben gideyim.
-Hadi lan, sen çayını dağıt, benim ki iki şekerli olsun.
-Size de iyilik yaramıyor, kendimi feda ediyorum işte.
-Sen çayını dağıt, sus ve asla konuşma.
-Peki bu isme ne dersiniz?
-İyi olur deriz de, ona da dış güçler sıcak bakmıyor.
-Tamam ya, ona şu sıcak değil, buna şu sıcak değil. İyisi mi biz barış süreci için Kemal Derviş gibi ithal arabulucu getirelim. Ama önceden konuşalım, tüm güvenlik ve çekincelerden uzak olsun.
-Öyle olunca da İmralı’yla anlaşamayız, hem Kandil ne der?
-Ne demesi değil, önemli olan sorunu bilen, çözüme odaklanan olması lazım. İthal arabulucu olayın hassasiyetini kavrayamaz. İçimizden birileri olması lazım ki, dengeyi tutturabilelim.
-Bu göl maya tutmaz arkadaşlar. Biz devleti suçluyoruz ama sadece o değil ki, herkesin bir sözü var, herkesin kırmızıçizgileri var.
-Bu iş kırmızıçizgiyle, pembe tabloyla, yavruağzıyla olmaz, bu iş başladı mı, sürdürülmeli ve kesintiye uğramamalı. Yoksa Alimallah nazar mazar değer.
Öyleyse benim bir teklifim var, hükümetle bir araya gelelim, “Oooo ondurma, canım ister dondurma, o çıkan zombaba” diyelim ve o isim gitsin.
-İyi söylüyon, hoş söylüyon da sen diğer mihrakları unutuyorsun. Biz daha Birgül Ayman Güler’in çekincelerini söylemedik, Silivri sakinlerinin tek tek çekincelerine değinmedik. Ergun Saygun’a bile gelmedik, Erbil’i hesaba katmadık, Beşer Esad’ı hiç dikkate almadık, İran’ı konuşmadık ve canımız ciğerimiz biricik müttefikimiz Amerika’mızın birleşik devletlerini de konuşmadık.
-O zaman bu iş çıkmaz ayın son çarşambasına tamamdır!
-Aynen öyle.
-Sanırım biz müzakere derken, muhatap derken bir yerde yanlış yapıyoruz. Önemli olan barışın olması, sürecin seyri içinde devam etmesi. Eğer isimlere takılırsak, illa şunlar olacak dersek, çözüm istemeyenlere önemli kozlar vereceğiz.
-Aynen öyle…
***
İmralı’yla başlayan barış görüşmelerinin “isim takıntısı” nedeniyle alacağı tavır, bu mizansenden farklı değil aslında.
Çünkü İmralı’yla hükümet veya daha açık ifadeyle devlet arasında görüşmeyi sağlayacak heyet, her kesimde bir dayatma aracı gibi kendini göstermeye başladı.
O diyor ben gideceğim, öbürü diyor ben. Onun dediğini diğeri kabullenmiyor, diğerinin dediğini beriki…
Oysa sorun kolayca çözülecek boyutta.
Bu isimlerin illa bir partiden olması gerekmez, sürece dâhil olmayan üçüncü şahıslar üzerinden bu iş götürülebilir. Sözüne güvenilen, saygı duyulan, barış yanlısı, ırkçı yönü bulunmayan, demokrat kimliğiyle öne çıkan “aydın” dediğimiz siyasetten uzak insanlar, bu işi çok daha kısa sürede çöze ve çok daha “çentik” yemeden isim tespit edilebilir.
Ama eğer amaç, barış olsun, gençler toprağa düşmesin, analar ağlamasın, evlatlar yetim kalmasın, gelinler gözyaşı dökmesin deniliyorsa bu böyle…
Değilse her isme bir çekince koyacak bulunur.
Ve bu böylece sürüp gider…
Twitimden Seçmeler
Her gün bir umutla güne uyanıyoruz ve her gün umudunuzu kırmak için didinenler de bizle birlikte mesaide oluyor. Hayat böyle bir şey!
