Gürbüz BATTAL


HER ŞEY DAHİL

HER ŞEY DAHİL


Yaz tatilinde Didim Akbük’te Patio Beach Hotel’e gittim. Burada 3 gün kaldım.

Burada gördüğüm bazı uygulamaları hayatımızla ilişkilendirme fırsatı buldum.

Bunları 3 başlık altında toplamak istiyorum.

Tesiste, Türkiye’nin tüm renklerini gördüm. Yerlisi, yabancısı, çocuğu ve bebeğiyle 400 kişi otel müşterisi olarak kalıyordu. Bikinilisi, mayolusu, haşemalısı, taytlısı, kapalısı, açığı bir arada tatil yapıyor, hiç kimse diğerinden rahatsız olmadan tatilin keyfini çıkarmaya çalışıyordu. Çok güzel bir görünüm oluşmuş, Türkiye mozaiği tatil köyüne yansımıştı.

5-10 yıl önce belli bir azınlık dışında kimsenin sokulmadığı bu tatil köyü bugün her kesimden her renkten insanın buluştuğu cıvıl cıvıl bir mekân haline gelmişti.

Buradaki manzarayı görünce, bir zamanlar herkesin kendisi gibi giyinmesini isteyen, tek tip insan yaratmakla ömrünü heba edenlerin belli bir kesime ne kadar da gavur azabı çektirmiş olduğu aklıma geldi.

Elimde imkân olsa milletin kılık kıyafetini kendisine dert edinen, herkesin kendileri gibi giyinmesi için gecesini gündüzüne katanları burada bir hafta misafir ederek ne kadar beyhude bir hayal uğruna ömürlerini geçirdiklerini göstermek isterdim.

İkinci olarak, burada ve tüm 4 ve 5 yıldızlı otellerle ve her şey dâhil konseptinde çalışan tatil köylerinde giriş ücretinden başka bir ücret ödemeden yiyecek- içecek ve tesisin belirlediği alkollü içkiler sınırsız olarak tüketebiliyor.

Saat 07,30’dan 22,00’a kadar tüm yiyecekler, ana ve ara öğün olarak ikram ediliyor, saat 10,00’dan 24,00’a kadar tüm alkolsüz içecekler ile tesisin belirlediği alkollü içecekler hiçbir ücret ödenmeden müşterilerin hizmetine sunuluyor.

Her öğünde 16 çeşit tatlı, 14 çeşit salata, 6 veya 8 çeşit ana yemek, çorba ve meyve çeşitleri olmak üzere 40 çeşit yiyecek sunuluyor. İnsan bu kadar yiyecek arasında ne yiyeceğine karar veremiyor tıka basa yemeye çalışıyor.

Dikkat ettim de yabancılar genelde yiyecekleri kadar yiyeceği tabaklarına koyuyor ve hemen hemen hepsini tüketiyorlar.

Bizim Türkler ise tabağını ağzına kadar dolduruyor, yarısını ancak yiyebiliyor. Kalan çöpe dökülüyor.

Bu durumu görünce Türklerin midesinden çok gözünü doyurmak gerekir diye düşünüyorum.

Şöyle kabataslak bir hesaplama yaptım da sadece orta ölçekli bir işletmede çöpe atılan yiyeceklerle 30- 40 aile rahatlıkla doyar. Ülkemizdeki tüm 4 veya 5 yıldızlı oteller veya tatil köylerinde çöpe atılan yiyecekler, verilecek eğitimle kurtarılabilirse Afrika’da açlık diye bir sorun kalmaz.

Üçüncü olarak, burada ve tüm özel kesim işletmelerinde her şey tıkır tıkır işliyor. Hizmette ve sunumda hiçbir aksama yaşanmıyor. Nerede bir sıkışıklık oluyorsa otelde çalışan elemanlar oradaki boşluğu dolduruyor oradaki tıkanıklık anında gideriliyor.

Özel sektör işe aldığı elemanını verimli olarak çalıştırıyor.

Devlet dairelerinde işe girmek için bin dereden su getirerek işe girenlerle KPSS sonucu işe girenlerin önemli bir kısmını verimli olarak çalıştırmak mümkün olmuyor.

Özel sektörde çalışanların bir kısmı da, devlet kurumuna geçince işini savsaklamaya başlıyor.

Devletin yönetim kadrosunun tepesinde oturanların bu konuyu araştırarak personelini en iyi şekilde nasıl çalıştıracağının hesaplarını yapması gerekiyor.

Alınacak akılcı önlemlerle bunlar özel sektördeki gibi çalıştırılabilir diye düşünüyorum.

Kalın sağlıcakla.

07.09.2014

Gürbüz Battal