Kurtuluş Savaşı, bildiğimiz gibi Türk milletinin ölüm kalım savaşıdır.
Bu savaş, her noktada erkeğiyle kadınıyla Türk’ün kahramanlık destanıyla doludur.
Bu kahraman Türk kadınlarından biri de Milli Mücadelede eşi Halil Efe ile birlikte dağlara çıkarak, işgalci Yunan kuvvetlerine karşı silahlı mücadele verirken bir çatışmada şehit düşen ve tarihi kayıtlardaki ismi “Gördes Kızı Şehit Makbule” olan Makbule Hanım’dır.
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi’yle, Osmanlı Devleti kayıtsız şartsız teslim olmuş, arkasından yurdun dört bir tarafı işgal edilmeye başlanmıştır. Bu işgallerden Manisa da nasibini almış, ilçeleriyle birlikte Yunan işgaline uğramıştır.
Üç bin yıllık geçmişi olan Manisa'nın Gördes ilçesi, İstiklâl Savaşı sıralarında şiddetli çarpışmalara sahne olmuş beldelerimizden birisidir.
Makbule Hanım 1902’de Gördes'te doğar. Babası, Ali Ustalar sülalesinden Abdullah Efendi'dir.
O zamanki her Gördesli kadın gibi Makbule Hanım da ata binmesini ve silah kullanmasını daha küçük yaşlarda öğrenir. On iki yaşlarında iken babasını kaybettiği için ağabeylerinin himayesinde büyür.
1921 yılında Usturumcalı Halil Efe ile evlenir. İki ay sonra da kocasıyla beraber akıncı olarak dağlara çıkar. Müfrezelerle beraber, Demirci, Gördes, Simav, Bigadiç ve Sındırgı dağlarında cesurca sürekli dolaşan Makbule Hanım, müfrezeleri en ümitsiz zamanlarda cesaretlendirip, her yerde her çatışmada kahramanca savaşır.
Düşmanla birkaç büyük muharebede bulunur, iki defa kocasıyla beraber pusuya düşer, fakat hiç bir zaman metanetini kaybetmez, telâş göstermez.
Güvemdere Muharebesinin kazanılmasında cesaret ve kahramanlığı ile büyük rol oynayan, geri çekilen müfrezelerimizi cesaretlendirerek düşmana yeniden taarruz etmelerini sağlayan Makbule Hanım’ı hatıralarında Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey şu şekilde tarif etmektedir.
“Kendisi siyah pantolon, ceket ve uzun bir manto giyer, ayağında çizme ve başında da siyah başlık ve daima örtü olup, yalnız gözleri meydanda bulunur. Kısa bir Japon filintası (Kısa namlulu elde taşınan bir çeşit küçük tüfek) taşır ve düşmandan itinam olunmuş güzel bir doru ata biner ve daima müfrezenin dümdarı (artçı asker) olarak kalırdı. Efradın çoğundan iyi ata biner, tehlike anında en evvel silahı eline almış görülürdü.
Makbule Hanım, memleketi kara bulutlar sardığından beri, yakınlarını şehit verdiğinden midir bilinmez ama elbiselerini hep siyahlardan seçerdi. O gün de üzerinde siyah bir ceket, altında bol bir şalvar vardı. Başında da, yaz-kış çıkarmadığı, kalpağa benzer bir başlık bulunuyordu. “
Dağ hayatının sıkıntı, zorluk ve tehlikelerine rağmen asla kocasından ayrılmayan Makbule Hanım, 17 Mart 1922'de Akhisar-Sındırgı arasında Koca Yayla'da düşmanla girişilen bir çarpışmada şehit oldu.
Efeler, daha yirmisinde Rabb'ine kavuşan Makbule'yi, Sındırgı, Gördes ve Demirci üçgeninde kalan Koca Yayla mevkiinde, kanlı elbiseleriyle, gözyaşları içinde defnederler.
Mezarı Koca Yayla 'da bulunan Mücahit Makbule Hanım'ın defin merasimini Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey şöyle anlatır:
“ Defnederken bütün efrat çocuk gibi ağlıyordu. Nasıl ağlanmaz ki 20 yaşında olan genç Gördes kızımın gür ve kumral saçları başından ileri yere uzanmış, zalim düşman kurşununun akıttığı beyni bu uzun saçlar üzerine bir nur gibi akmış, hayata doymak değil, hayatın zevkini henüz tatmağa başlamış, gözleri yarı açık, süzgün ve ağlar bir vaziyette.
Bu ilahi manzara, bu levha-i hazin ve matem karşısında ağlamamak mümkün mü? Evvela Türklük, Türk kadınlığı, saniyen Gördes, salisen ailesi, Makbule Hanım'la ne kadar iftihar etse azdır. Öyle ümit ederim ki şu kadının namı hatıra-i millette unutulmaz...'
Makbule Hanım'ın aziz hatırası, Manisa'nın Gördes ilçesinde şehir merkezindeki Şehit Makbule Hanım Meydanı ile aynı ilçedeki Şehit Makbule Hanım İlköğretim Okulu’nda ve Manisa’nın en güzel parklarının birinde yaşatılmaktadır.
Kalın sağlıcakla.
03.11.2014
Gürbüz BATTAL