Süleyman AKDOĞAN


En Zor Meslek ...

En Zor Meslek ...



                                                 
Sizinki değil bir kere.  Bu mesleği icra eden, ne iş yapıyorsun sorusuna “çalışmıyorum abi, …….. ” der ama , en zor meslek  hangisi derken kendi mesleği aklına dahi  gelmez. Meslek bile sayılmaz onların ki…
 
Eve en çok ” iş” getiren , en çok çalışmak zorunda olan desem,  öğretmenler  valla biz der ama değil.
Mesai mefhumu yok bu işin desem askerler biz, işte bizi anlatacak bu adam derler.
Manevi yönü var desem imamlar haykırır, bizim iş zor.
İnsan hayatını kurtarırlar desem hekimler, şöyle bir kasılırlar.
Tanıdık tanımadık herkese hesap vermek zorunda olunan bir meslek bu desem, Allah bilir kimler kendinden bahsedildiğini  zanneder…
 
Kısmen haklı olsalar da değil. Önce bu mesleği icra etmeleri lazım.
 
Bu, meslek dahi sayılmayan MESLEK: Öğrencilik.
Türkiye’de yapılan en zor meslek öğrencilik.
 
Kısmen herkes eve  iş getiriyor, ama öğrenciler okulda çalıştıkları yetmiyormuş gibi eve “mecburi” iş getiriyor.  Çünkü eğitim bu şekilde işliyor bu ülkede. Öğrencilik, sayısı 1 ile 21 arasında değişen, her biri derslerinin ne denli önemli olduğunu anlatmaya çalışan, buna bazen  kendileri de inanmayan öğretmenlerce anlatılan dersler için , hiç  bir şey anlamasalar da ödev yapmak zorunda kalınan bir meslek… Yetmedi, dershane ödevleri. Gitmiyorsa dershaneye, “sokak baskısına” maruz kalmaktır .
 
Öğrencilik, bir öğretmenin  “kitap oku” demesi üzerine tam okumaya yeltenirken başka bir öğretmenin “ne yapacaksın kitap okumayı”  üniversite sınavına hazırlan demesiyle dumura uğrayıp, bir öğretmene kitap okuyormuş gibi yapıp diğerine sınava hazırlanıyormuş gibi görünmektir.
 
Öğrencilik,   mesai mefhumu  olmayan,  7 / 24 bir meslek. Yazı, kışı yok . Bayramı tatili olmamaktır. Günlük hayatın gidilecek her yerinde, yaşanılacak her aktivitede “dersler nasıl, ne olmak istiyorsun, parmaklar gösterilip “bu kaç” vb sorulara muhatap olmaktır.
 
Öğrencilik, kendisi için cebinde daima “nasihat” taşıyan birilerine sahip olmaktır. Adını bile bilmediği kimselerin fırçasını yemektir öğrencilik. Giydiğine bile kendi kararını verememek, giydikleri yüzünden azarlanmaktır.
 
Öğrencilik, ana babayla oturup rahat rahat yemek yiyememektir. Kaçak TV izlemektir. Aile içinde bir sohbetin içinde yer alamamak. Konuşsa “aklı pek ermediği “ için susturulmaktır. Öğrencilik, misafirliğe gidememektir. Misafir gelince rahat rahat oturamamaktır. Çalışmak zorunda olmaktır vesselam.
 
Öğrencilik, sürekli birileriyle kıyaslanmaktır. Oynadığı oyunlarda dahi sınırlanmaktır öğrencilik. Öğrencilik, tatmin olmamış egoların dolum merkezidir.
 
Öğrencilik, ne iş yapıyorsun sorusuna mahcup bir edayla “çalışmıyorum abi, öğrenciyim” demektir.
 
İNSAN OLMAK
 
“En Zor Meslek …” konulu  yazıyı yazmaya karar verdiğimde fikir alma amaçlı Facebook’ta durumumu “En zor meslek …” şeklinde güncelledim.
Gelen üç yorumdan ikisi, herkesin yaptığı işin kendine zor olduğunu anlatırken, bir yorum “insan olmak” diyordu. İnsan olmak, bir meslek midir bilmem ama “iyi insan” olmak için iyi öğrencilik yaşamamız lazım. Tabii, bu meslekler için de böyle…