Ziya TÜRK


Değişim ve yenilenme ne demek?

Değişim ve yenilenme ne demek?


Değişim veya yenilenme sıkça telaffuz edilen, gündemden düşmeyen, modası geçmeyen kendisinin farklı olduğunu anlatmak isteyenlerin vazgeçemediği ifadeler.

Evimizi, mobilyamızı, elbisemizi, arabamızı, bilgisayarımızı, telefonumuzu, semtimizi, şehrimizi arkadaşlarımızı değişim rüzgârının etkisi ile yenileriz.  Bazı kimseler o kadar ileri giderler ki değişim ve yenilenme uğruna, eşini dahi değiştirirler. Hatta anne ve babasından utanıp onları yok sayarlar veya elinden gelse onları da değiştirmeyi düşünürler.

Peki, neyi değiştiriyor ve yeniliyoruz? Değişimden ne anlıyoruz, değiştirip yenilediklerimiz değişim ve yenilenme adımlarının gereği mi, yoksa doymuş egolarımız yerine aç egolarımızı monte ederek insanlığı tatile mi çıkarmak?

Zihniyetimizi değiştirmeden, bakış açımızı ve ufkumuzu güncellemeden dışımızdakileri değiştirerek değişimi yakalamış ve yenilenmiş olur muyuz?

Değişim ve yenilenme kelimelerinin her birimizin zihninde oluşturduğu çağrışımın ne olduğunu bir nebze olsun düşündürmek istedim.

Zihniyeti değiştirmeden değişim adına atılacak adımlar kumdan yapılmış kaleler gibi olur. Günlük hayatta karşılaştığımız insanların görünüşleri ile davranışlarını hep kıyaslarız. Kişiler, kurumlar ve işletmelerin fiziki yapıları ilk gördüğümüz anda bir beklenti çıtası oluşturur, konuşmaya fikri yapılarını tanımaya ve detaylarını görmeye başladığımız andan itibaren bir yandan çıtayı düşürmeye başlarız, diğer yandan da yaşadığımız hayal kırıklığının izlerini yok etmeye çalışırız. Hayal kırıklığını dışa yansıtmayıp çabuk toparlananları da ‘profesyonel’ diye tanımlıyoruz.

Devlet şöyle, kurumlar ve işletmeler böyle diyerek, sorumluluğu üzerimizden atmaya çalışırken neden hiç sormayız “Devlet, kurumlar ve işletmeler kim?” diye…

Şikâyetçi olduğumuz aslında yapılar değil, yapılar adına yetki kullanan insanların uygulamaları. Peki, bizi devlete, kurumlara ve işletmelere karşı tepki göstermeye iten bu insanlar kim? Kim nereden getirdi? Hangi zihniyete hizmet ediyor?

Görünüşteki muhatabımız farklı farklı kurumlar ve insanlar olsa da, gerçekte çözümün değil sorunun parçası olan, hizmet üretmek yerine hâkimiyet kurmak isteyen aynı zihniyet ile karşı karşıya olduğumuzu unutmayalım.

Zihniyete örnek olması açısından Van AFAD İl Müdürlüğü ile ilgili yaşadığım iki olayı anlatmak istiyorum.

23 Ekim 2011 Pazar ve 09 Kasım 2011 Çarşamba günlerinde Van’da yaşanan depremlerin ardında yapılan ön hasar tespit çalışmalarında, bulunduğumuz bina için hasarlı oturulabilir raporu düzenlediler. Şehirdeki tüm abonelerin doğalgazı da tedbir amaçlı kesilmişti. VANDAŞ doğalgazı yeniden açmak için AFAD İl Müdürlüğü’nden binanın durumunu gösteren rapora ilişkin bir yazı istedi. AFAD İl Müdürlüğü’nün ilgili birimine gittim, durumu anlattım ama “Böyle bir yazı veremeyiz” deyip baştan savdılar. Serde gazetecilik olunca kabullenmediğim uygulamanın peşine düştüm. Van’da doğalgazı açılmış olan hatırlı ve nüfuzlu bir isim için verilen yazının fotokopisini elde ettim. Ardından AFAD İl Müdürlüğü’nün ilgili biriminin yolunu yeniden tuttum. İlk gittiğimde görüştüğüm yetkiliye VANDAŞ tarafından doğalgazın açılabilmesi için binanın hasar durumunu gösteren bir yazı gerektiğini yeniden söyledim. Söz konusu yetkili “Böyle bir yazı veremeyiz” şeklindeki bildiğim cevabı tekrarlayarak yine başından savmak istedi. Bunun üzerine altında kendi imzasının da bulunduğu hatırlı ve nüfuzlu kişiye verdiği yazının fotokopisini önüne koyup, “Veremeyiz dediğiniz ama adamına göre verebildiğiniz bu yazının aynısından istiyorum” dedim. Baktı ki kaçışı yok, biraz ıkındıktan sonra bilgisayarındaki şablon yazısını açtı. Yazı üzerinde isim ve adres değişikliği yaptıktan sonra bir nüsha çıkarıp imzaladı. Yazıdan birçok hatırlı ve nüfuzlu kişiye verilmiş ki her seferinde uğraşmamak için şablon dahi hazırlamışlar.

Dışarıda eksi 20 derece soğukların yaşandığı, elektrikli ısıtıcılarla ısınamadığımız Van’da, masum ve doğal olan ısınabilme hakkımız, ödediğimiz vergilerle maaşını alan ve kalorifer konforunu yaşayan zihniyeti bozuk bir yetkilinin insiyatifindeydi. 

Devlet, ona bu yetkiyi ve imkânları vatandaşa hizmet etsin diye veriyor, zulmetsin diye değil. İşte kuralına göre değil adamına göre iş yapan, ahbap çavuş ilişkisi ile kurumları ve kaynakları çiftlik gibi kullanan, ancak vatandaşa ceberut davranan bu zihniyetin değişmesi gerekiyor.

Yine aynı dönemde Van Valisi Münir Karaloğlu ile görüşmek için gittiğim Valilik Özel Kalem Müdürlüğü’nde AFAD koordinasyonu için geçici olarak görevlendirilen Koordinatör Vali Yardımcısı ile karşılaştım. Hal hatırdan sonra sormak istediğim şeylerin olduğunu söyledim. “AFAD girişinde bariyerler koyup polisleri görevlendirmişsiniz. AFAD’a gelen vatandaşlar ile polisi neden karşı karşıya getiriyorsunuz?  Girişte, içeride ne yapıldığını, ne yapılmadığını, neyin nerede yapıldığını bilen ve vatandaşı anlayıp dinleyip doğru yönlendirecek AFAD uzmanlarından neden görevlendirmediniz? Yaşadığı afet nedeniyle psikolojisi bozuk halk ile nöbeti bitince değişen polisi karşı karşıya getirmek, hem halka hem de polise kötülük etmek demek değil mi?” dedim.  

Bunun üzerine Koordinatör Vali Yardımcısı, “Biz hiç öyle bir şeyle karşılaşmadık” dedi. Ben de, “Tabi karşılaşmazsınız, çünkü vatandaş sizin bulunduğunuz yere kadar ulaşamıyor, polis içeriye alsa sizden, almasa vatandaştan fırça yiyor. Talimatınız gereği vatandaşı içeriye almayan polis ‘dilerseniz şikayet edebilirsiniz’ diyor. Vatandaş kime şikayet edecek? Size! Siz neredesiniz? İçeride!  Vatandaş nerede? Dışarıda! Bu nasıl bir yönetim ve sorun çözme yaklaşımı?” dedim.  Söyledim söylemesine ama değişen hiçbir şey olmadı işler yine aynı teranede devam etti.

İşte değişmesi gereken bu zihniyet!

Bu zihniyeti topluma dayatanlar yine toplumun içindeki bireyler.  Eşimiz, dostumuz, yakınımız, arkadaşımız, ahbabımız olan ve ‘Bir emrin var mı?’ diyen kişiler. Yetki kostümü içerisine giren bozuk zihniyetler enerjimizin, kaynaklarımızın, imkânlarımızın, umutlarımızın, haklarımızın, istiklalimizin ve istikbalimizin üzerinden silindir gibi geçiyor.

Van Valisi Münir Karaloğlu’nun da söylediği gibi değişmemiz, yenilenmemiz ve güncellenmemiz gerekiyor... 

Bölge başta olmak üzere ülkedeki kamu ve özel sektör kuruluşlarının ihtiyacı olan tek şey var.  O da vasıflı ve zihniyeti düzgün insan.

Çünkü insanın olduğu yerde imkânsızlık olmaz…