Numan AKKOYUNLU


Çözüm Süreci

Çözüm Süreci


Çözüm süreci kimi niçin rahatsız ediyor, kim niçin karşı çıkıyor anlamış değilim! Neticede akan kan durmuş, şöyle veya böyle bir şekilde anlaşma sağlanacak ve bir daha da kan akmayacak. Durum bunu gösteriyor. Neresi kötü?

Yok efendim şehitlerin kanı yerde mi kalacak, yok efendim terörist başıyla devlet neden görüşüyor? Ülke bölünüyor gibi mazeretlerle sürecin önünü tıkamaya çalışıyorlar. Yine birileri birilerinin oyununa geliyor. Barış olmasın, tekrar kan aksın, şehitler gelmeye devam etsin, bunu mu istiyorlar? Karşı çıkışlarını başka nasıl açıklayacaklar? Aslında bu tarz yaklaşımlar külliyen yanlış, içi boş…

İsterseniz bir de şöyle düşünelim; şehitlerin akan kanı yerde kalmamış, aşağı yukarı bir şehidimize karşı beş terörist öldürmüşüz. İstatistikî rakamlar bunu gösteriyor. Faili meçhuller hariç, yaklaşık 17 bin faili meçhulden söz ediliyor.

Gelelim devlet terörist başıyla neden görüşüyor sorusunun cevabına; devlet şimdiye kadar zaten terörist başıyla görüşüyordu. Dün askerler görüşüyordu terörü körüklemek için, bugün de sivil otorite görüşüyor terörü bitirmek için! Arada ki farkı da iyi görmek lazım!

Terörist başı zaten devletin tutsağı, ister istemez görüşmek zorundasın. Mahküm olduğu yerde de o zatı koruyanlar devleti temsil etmiyorlar mı? Eğer başbakanı görüşüyor diye suçluyorsanız, defalarca başbakan buna cevap verdi; “hayır görüşmüyorum” diye. Maksat bağcıyı dövmek olunca başbakanın verdiği cevabı gaile alan yok. Yine dediğim dedik mantığıyla hareket ediliyor. Başbakan görüşmüyor, ama istediği kişinin ya da kurumun görüşmesi için önünü açıyor ve görüştürüyor. Bunu yaparken de aslı görevini yapmış oluyor, zira devlet yönetiyor, yapmak zorunda.

Görüşmeler netice de çözüm için fayda sağlayacaksa neden olmasın? Görüşülürse ne kaybederiz?

Devletin terörist başıyla görüşmesini, onun emrine girdi diye değerlendirmekte akıl, mantık işi değil. Ne yani şimdi koskoca devlet elinde ki bir tutsağın emrine mi girdi? Buna nasıl inanabiliyorsunuz? Diyorum ki; şöyle şapkanızı çıkarın önünüze koyun, başınızı ellerinizin arasına alın ve azcık da vicdanınızı yoklayarak düşünün! Hiç akıl, mantık işi mi?

Eğer kullanmak söz konusuysa, kim kimi kullanıyor? Kimin, kimi kullanması söz konusu olabilir. Bunu da şöyle bir aklıselimle düşünün! Kaldı ki kimsenin, kimseyi de kullandığı yok. Sadece gerçeklerin farkına varılmış, silahlarla bir sonuç alınamayacağı anlaşılmıştır. Bu meyanda akıl devreye sokularak içinde bulunduğumuz süreç başlatılmıştır. İnşallah akamete uğramaz, başarıyla sonuçlanır ve milletçe terör belasından kurtulmuş oluruz. Ülkemizin önü süper güç olma yönünde açılmış olur…

Ülke bölünmesin diyenler; çok doğru diyorsunuz elbette ki ülke bölünmesin! Bölmek isteyen kim ki?
Böyle bir şey zaten yok, olamaz da… İktidar mensupları defalarca söyledi; “kimse ülkemizi bölemez” diye… Bölünmeyeceğini, bölünemeyeceğini başka nasıl söylesinler?

Terörün yaklaşık 30 yılda ülkemize kaybettirdiklerini, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyon Başkanı AK Parti ’li Ayhan Sefer Üstün hazırladığı raporda şöyle açıklıyor:

“ 35 BİN 576 KİŞİ ÖLDÜ


*Terör nedeniyle son 30 yılda 7 bin 918 kamu görevlisini şehit oldu.

*1984-2012 yılları arasında ölü olarak ele geçirilen PKK ’lı sayısı 22 bin 101.

*1984-2012 arasında 5 bin 557 sivil hayatını kaybetti.

*PKK’nın iç infazlarının sayısı ise bilinmiyor.

*Faili meçhul cinayetlerin sayısı da tam olarak bilinmiyor. Ancak iki binin altındaki rakamlar ile 17 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.

*İstatistiklere geçmeyen ölüm olayları hariç, toplam 35 bin 576 kişinin terör nedeniyle yaşamını kaybetti.

386 BİN 360 KİŞİ GÖÇ ETTİ

*18 Kasım 2011 itibarıyla er statüsünde 8 bin 543, iştirakçi statüsünde 6 bin 483 ve köy korucusu statüsünde 5 bin 34 olmak üzere toplam 20 bin 60 kişi Sosyal Güvenlik Kurumundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alıyor.

*20 Ağustos 2012 tarihi itibarıyla toplam 82 bin 724 kişinin genel sağlık sigortası primleri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından ödeniyor.

*İçişleri Bakanlığının 2011 rakamlarına göre Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında İçişleri Bakanlığına toplam 5 bin 34 başvuru yapıldı. Bunlardan 760’ı reddedildi, 4 bin 274’ünün ise kabul edilerek 18 milyon 755 bin 197 TL tazminat ödendi.

*Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun çerçevesinde 2011 itibarıyla toplam 359 bin 249 başvuru yapıldı. Bunlardan yüzde 82,7’ine tekabül eden 297 bin 143’ü hakkında neticeye ulaşıldı. Bunların arasında yüzde 56,1’ine tekabül eden 166 bin 754’ü olumlu karara bağlanırken yüzde 43,9’una tekabül eden 130 bin 389’una ise olumsuz yönde karar verilerek toplam 2 milyar 659 milyon 967 bin 285 TL ödenek kullanıldı.

*14 ilde 62 bin 448 hanede 386 bin 360 kişinin köylerinden göç etmek zorunda kaldı. Bunlardan 28 bin 384’ü (yani yüzde 45,4’ü) hanede 187 bin 861’inin (yani yüzde 48,6’sı) KDRP sayesinde köylerine geri döndü. Bu amaçla 1999-2011 arasında 128 milyon 360 bin TL ödenek aktarıldı.

TOPLUMU ZİNCİRLEME ETKİLEDİ

*Terör ve terör eylemleri ilk olarak ona maruz kalanlar açısından tarifi zor acılara ve travmalara sebep olmaktadır. Bu travma kişilerin aileleri, akrabaları ve yakın çevrelerine de sirayet ederek genişlemekte ve en nihayetinde bütün toplumda derin bir etki bırakmaktadır.”

Evet, bu rapordan da anlaşılacağı üzere artık bir yerde teröre dur demek gerekiyor. Aksi halde her geçen gün işler daha da kötüye gidiyor. Zararın neresinden dönülürse kardır.

Hamasi nutuklarla sürece karşı çıkmak bir şeyi halletmiyor. Öyle bağırıp çığırmakla, hiddetle, şiddetle hele hiç olmuyor. Eğer siz bu yöntemi beğenmiyorsanız, eyvallah saygı duyarız, ama bir şartla; kendi yönteminizi ortaya koyacaksınız! Ya da susacaksınız, susmazsanız bu işin vebali çok ağır olur. Yarın akacak olan her bir damla kandan sorumlu olursunuz… Allah korusun!

“Yok efendim ülke bölünecek, bu proje Amerikan projesi” gibi safsata serzenişlerin de içi boş. Nerden biliyorsun, kim söyledi? Açıklayın, bildiğiniz bir şey varsa söyleyin!

Defalarca ülkenin bölünmesi söz konusu bile değil deniliyor, bunu bas-bas bağırıyorlar ve hatta tek millet, tek bayrak, tek resmi dil diye-diye iktidar mensuplarının dilinde tüy bitti, kimsenin duyduğu yok… Birileri yine odunumun parası diyor, başka bir şey demiyor.

Efendim iktidar yalan söylüyor, bölünmeyeceğini ispat etsin, deniyor. Peki; o zaman demezler mi, asıl yalan söyleyen sizsiniz, hadi buyurun siz ülkenin bölüneceğini ispat ediniz!

Bölünmek bir yana dursun, bütünleşmeden söz ediliyor, bunun emareleri belirmiş. İşin bu boyutunu gören, dile getiren yok. Misak-i Milli sınırlarına kavuşmaya nerdeyse ramak kalmış, birileri durmadan süreci halen tıkamaya çalışıyor… El insaf!

Yapılacak iş; sürece destek verecekseniz verin, vermeyecekseniz gölge etmeyin… Sabırla bekleyin, sonuçta sizler haklı çıkarsanız o zaman hep beraber Türklüğümüzü, canımızı, kanımızı ortaya koruz ve evvel Allah ülkemizi kimseye böldürtmeyiz! Yoksa bundan şüpheniz mi var?

Ama şimdi, Allah aşkına hayali senaryolarla işe çomak sokmayın. Yakaladığımız bu fırsatı kaçırmayalım, birilerinin ekmeğine yağ sürmeyelim. Bizim bizden başka dostumuz yok. Şimdi birlik, dirlik zamanı! Bu partiler üstü bir dava, süreç başarıyla neticelenirse hepimiz kazançlı çıkacağız, ülkemiz kazanacak. Ülkesini seven her bir yurttaşımızın sürece katkı vermesi gerekir…

Allah Milletimize, Devletimize ve Ülkemize zeval vermesin, yar ve yardımcımız olsun…

18.04.2013 // Numan AKKOYUNLU