Süleyman AKDOĞAN


Bir çocuk, bir kadın, bir kaset ...

Bir çocuk, bir kadın, bir kaset ...


 Kaybeden kim olur kaygısıyla kendinizi harap etmenize gerek yok. Hatta, rahat olun. Siz, hak adına , doğru konuşup, doğruyu yazmışsanız, dostlarınızı uyarmışsanız, rahat olun. Zira siz kimseyi doğruya erdirecek değilsiniz.  Zira, kaybeden kimse olmaz, herkes hak ettiğini alır.

Bir çocuğu, çocuğa en az yakışan şeyle tanıdık iki gün önce. Çocuklarda ölür diyordu bu şey. Mesaj buydu. Ama, biz yanlış anladık. Çocuğun ölümünü, hükümeti düşürmeliyiz diye yorumladık Biz, bunu yanlış anladık, “çocuk terörüsttü” ölümü hak etti dedik. Utanmadık, çocukla terörüst kelimelerini yanyana kullanırken. Utanmadık, çocuk için yürürken ortaya çıkarmaktan korktuğumuz fikirlerimizi onun ölümü ardına saklamaktan. Utanmadık, bu ölümden kaç oy, alabiliriz diye düşünmekten. Nereye çağırsanız oraya gelecek çocuğa manalar yüklemekten utanmadık. Allah aşkına kimin adamıydı bu çocuk! Çocuğun ölümü bile bize ölümü hatırlatamadı.Çocuk sahibine giderken, akıllarımız sahibini hala hatırlamaktan aciz.

Gezi olaylarında bir kadından, bahsedildi .Kabataş’ta çok çirkin saldırıya uğradığından bahsedildi kadının. Sonra, yalan denildi. Aslında hiç de öyle olmamış, bakın görüntüler var denildi. Bir kadını da işimize geldiği gibi kullanmaktan utanmadık. Kadının saldıya uğramasını da, uğramamasını da gerçeklikten uzak gördük. Şükür, kadın saldırıya uğramamış diye sevineceksiniz, sevinemiyorsunuz. Sevinirsen, kadın ve onu savunanlar yalancı oluyor. Saldırıya uğramasına ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz. Hiç bir şey yerine oturmuyor. Ama,  bundan da kendimize anlamlar bulabiliyoruz. Kadın bizden mi, değil mi diye düşünecek kadar alçalabiliyoruz.

Günün akışına zaman yetiştiremeyen insanları bir de kasetlerle meşgul edenlere ne demeli. Kaset denilince aklına şarkı, türkü gelecek insanları uğraştırdığınız şeye bakın. Kasetler de artık siyasetin bir parçası oldu. Dahası, kimsenin ahlaki bulmadığı kasetler  meydanların, gazete manşetlerinin, köşe yazılarının, hatta meclisin baş konusu. Nasılsa herkes, kendisiyle alakalı olanı montaj, dublaj olarak görüyor. Karşı tarafınkini tamamen doğru. Bir fasık sana haber getirdiğinde doğruluğunu araştır diyen ilahi emre inat fasık kadar cesaret gösteremeyen klavye kahramanlarının ortaya attığı kasetlere zaman ayırmaya utanmıyoruz. Kasetlerin gerçek oluşu halinde, bu kadar kaseti çekeceğine engel olsaydın be adam demek yerine, kaseti yapanları bulsak onlara neredeyse madalya vereceğiz. Biz gerçek gündeme zaman yetiştiremezken, daha çıkmamış kasetlerle gündemimizi çalanlara prim veriyoruz.

Ortalık bu kadar karışıksa bize düşen hakkı konuşmak olmalı. Bilmiyorsak, susmak olmalı. Göreceksiniz böyle yaptıkça çocuklar böyle ölmez, kadınlar böyle suistimal edilmez.