Naif KARABATAK


Bakalım “Mahsun” Ne Hata Yapmış?

Bakalım “Mahsun” Ne Hata Yapmış?


Mahsun Kırmızıgül’ün sinema kariyerinin üçüncüsü olan “New York’ta Beş Minare” gösterimde. Henüz film vizyona girmeden başlayan eleştiriler veya övgüler, filmin beyazperdeye yansımasıyla birlikte artarak devam etti.
 
Aslında bu, filmin “iyi” veya “kötü” olmasından dolayı değildi, yönetmen koltuğunda “Mahsun” bir adamın olmasındandı…
 
Nasıl olurdu da “elin köylüsü” Amerikan filmlerini aratmayacak işlere imza atardı?
 
Nasıl olurdu da, “Kürt” olduğu halde “bölücü” yapıda olmayan birisi söz sahibi olurdu?
 
Nasıl olurdu da “İslam’ı iyi” gösterirdi?
 
Anlayacağınız Mahsun Kırmızıgül’ün çooook suçu var çoook.
 
Öncelikle o sinema çevrelerinde “mahsun” ve “mahsur” kalıyor…
 
Farklı düşünüyor, farklı algılıyor, farklı yorumlar yapıyor…
 
Bu da “racona” ters olarak görülüyor…
 
O türküsünü söylemeli, kendileri de film yapmalı…
 
Film dediğin bol küfürlü olmalı, cinsellik kokmalı, yasak ilişkiyi gündeme taşımalı ve tabii ki “sapık” ilişkileri konu edinmeli, belki de çarpık ilişkilere cevaz vermeli…
 
Bunun dışında film yapılacağını da gösteren az sayıda sinemacıdan birisi de  henüz sinemaya yeni el atan Mahsun Kırmızıgül…
 
***
 
Sinemayla uzaktan yakından ilgisi olanların, filmi teknik açıdan inceleyip, konusuyla ilgili de görüş beyan edeceklerine, peşin fikirli olarak ya “çok iyi” diyorlar ya da “alaya” alıyorlar…
 
Her ikisi de yanlış…
 
Mahsun Kırmızıgül, ses sanatçılığından yönetmenliğe geçişinde doğrusu kendi adıma söyleyeyim, çok şans vermiyordum.
 
Ancak “Beyaz Melek” ve illa da “Güneşi Gördüm” filmini izleyince benimkinin peşin verilmiş bir hüküm olduğunu anladım.
 
Güneşi Gördüm”, siyasi içerikli bir filimdi…
 
Hem de bugüne kadar “tabu” diye el atılmayanlardan…
 
Üstü kapalı verilen mesajları izleyicinin algılamasına bırakmıştı…
 
New York’ta Beş Minare” filmi de siyasi içerikli…
 
O da bugüne kadar “tabu” diye dokunulmayan veya “hassas” nokta olarak görülmesinden dolayı sağlıklı şekilde perdeye yansıtılmayan bir konuydu…
 
Veya tüm “İslam Düşmanı” yönetmenlerde olduğu gibi “önyargılı” ve “kasıtlı” yapılan filmlerdi…
 
ABD’de 11 Eylül saldırılarından önce de “Tüm Müslümanlar teröristtir” diyenler vardı, 11 Eylül’den sonra da bunu arttırarak devam ettirenler…
 
Ancak, bilinen bir şey daha vardı ki, terörle anılan ve ne yazık ki “İslam” adını kullanan gruplarda vardı…
 
İşte hassas ayrımda buradaydı…
 
Teröristleri eleştirirken, İslam’ı da eleştirir miyim?” veya “Müslümanları rencide eder miyim?” düşüncesi ağır basardı…
 
Çünkü bilinen, hiçbir Müslüman’ın terörist olamayacağıdır…
 
Terörist olanların “ben Müslüman’ım” demesi, var olan gerçeği değiştirmez…
 
Bunu diğer dinlere, diğer ırklara, etnik kimliklere de uygulayabilirsiniz…
 
Bir dinde hırsız var diye bütün mensuplarını hırsız gösteremezsiniz…
 
İsrailli yöneticilerin “öldürmeyi çok sevmesi” bütün Yahudilerin “katil” olduğu anlamını içermez…
 
Ama işin içinde kasıt veya önyargı varsa “hepsi terörist” der çıkarsın…
 
New York’ta Beş Minare” bu yargıyı kırmaya dönük bir film…
 
Konusu itibariyle “müthiş” denebilecek bir yapıt…
 
Mahsun Kırmızıgül’ün sinema kariyerinde, önemli kilometre taşlarından birisi olarak yer yapacağına inanıyorum…
 
Filmin hatası yok mu, elbette var…
 
Mesaj vermede “kısır” kalınmış…
 
Film perdeye yansıdığında “hiçbir cemaat incinmesin” kaygısı kendisini yeterince belli etmiş…
 
Birkaç kurgu, birkaç oyunculuk hatası da işin nazarlık kısmı diye düşünüyorum…
 
Ve şunu samimiyetimle söyleyeyim, bu film aynı zamanda Haluk Bilginer’in de yıldızlaştığı filmdir…
 
***
 
Dikkat ederseniz filmle ilgili veya konuyu yansıtan bir şey söylemedim…
 
Onu da filmi seyredince siz göreceksiniz…
 
Daha önceki sinema yazılarımda bu kadar ısrarla dememiştim ama bu film için ısrar etmek istiyorum, mutlaka ama mutlaka izleyin…
 
İşte o zaman, hem 28 Şubat sürecini daha iyi anlarsınız, hem “derin” yapılanmaların nasıl çalıştığını, hem de İslam adına yapılan vahim hataları görürsünüz…
 
Belki ABD’nin kaygısını da, Müslümanların tepkisini de, bazı kaynakların İslam’a ve Müslümanlara bakışını da farklı açıdan görme şansını yakalarsınız…
 
İnanın buna değer…
Naif Karabatak/CafeSiyaset.com