Linet LEVİ


Aynı nakarat

Aynı nakarat


Nazan Öncel'in 1992 yılında çıkarmış olduğu ‘Bir Hadise Var’ isimli albümünde çok sevdiğim bir şarkısı var ; 'Aynı Nakarat' ismini taşır ve nakaratları da 'aynı nakarat hep aynı aynı, yarısı bayat hep aynı aynı, yarısı hayat aynı nakarat, e anlat anlat...'. Referandum tarihinin hızla yaklaştığı bugünlerde her haber bülteninde, sayın 'Pankart Okuyucusu' ve 'alda bu ipi as' diyerek, kendi yapamadığını yaptırmak isteyen politikacılarımız, 'Aynı Nakarat' şarkısını bana sıkça hatırlatır oldu.

Neden mi?

Şimdi birlikte kısa bir hafıza yoklaması yapalım...

367 Sabih amcanın ortaya attığı fikir ile Cumhurbaşkanlığı seçimleri çıkmaza girmiş ve meydanlar 'Cumhuriyet, Atatürk ilke ve inkılâpları elden gidiyor' söylemleri ile inliyordu. O gün ki söylemlerle bugünkü söylemler arasında ne gibi farklılıklar var dersiniz?

Ben pek bir fark göremedim. Belki tam manası ile konuşulanları takip edememiş olabilirim. Lakin üç aşağı beş yukarı hemen hemen 'aynı nakarat hep aynı aynı, yarısı bayat hep aynı aynı…'

Peki 22 temmuz seçimlerinden sonra Cumhuriyet elden gitti mi?

Yukarıda yazdıklarım ne alaka dedirtmiş olabilir belki. Ama birileri bize referandum öncesi Anayasa değişiklik paketinin maddelerini tartışıp neye oy vermemiz gerektiğini yine unutturmak istiyor. Nede olsa onlar için rejim daha önemli.

Sanki vakti zamanında Atatürk ilke ve inkılâplarını korumuş ve O’nun gösterdiği yolda ilerlemişler de korumaya devam ediyorlarmış edasındalar. Oysaki bırakın Atatürk ilkelerinde ilerlemeyi, Atatürk'ü koruma kanununu dahi çıkarmak akıllarına gelmemiş. Atatürk'ü koruma kanunu 1951 yılında yine birilerinin rejim kaygılarını sıkça dillendirerek eleştirdiği DP tarafından çıkarılmış.

Şimdi gelelim şu referandum da oy vereceklerimizden bir ikisine…

Madde 10 / Yeni Hali

Herkes, dil, irk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. 'Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.'

'Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.'

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar
.

Madde 41 / Yeni Hali

Aile, Türk toplumunun temelidir ve esler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.


Benim asıl üzerinde durduğum bu iki madde. Neden mi?

Sokaklarda yaşayan, istismara uğrayan, küçük yaşta evlendirilen, şiddete maruz kalan binlerce çocuk için mangalda kül bırakmayan, değerli çok okumuş aydınlarımız, nasıl oluyor da bu maddeleri göz ardı edebiliyor?
Peki ya nüfusunun yüzde 10'u engelli olan bir toplumuzda neden onların evlerinde hapis olmalarına göz yumuyoruz. Tabi 'onlar sokağa çıkamasınlar' nasıl olsa sizler sağlıklı aydın kişilersiniz.

'Pankart Okuyucusu' Gandi’nin (sanki Türkiye sömürge ülkesi Hindistan, bu da kurtarıcı ) bir kaç mitingini çok merak ettim ve 'Neden Hayır” kitapçıklarını okudum, neredeyse hiç üzerinde durulmamış. Dursalardı zaten şaşardım. Madem o kadar halkı milleti düşünüyordunuz, mecliste bu maddelere neden 'HAYIR' oyu verdin demez mi bu millet?

Ben diyorum; 'Bu maddelere mecliste neden hayır dediniz ey rejim bekçileri?'

Yine biraz hafıza yoklaması yaptıracağım. Çiller hükümeti sırasında, o zamanın muhalefet liderlerinden birisi, AB ülkelerine 'bu hükümet zamanında sakın müzakerelere başlamayın ve gümrük birliğine almayın' turları yapmıştı.

O muhalefet lideri ile arasında ki tek fark, O’nun gözlük camları daha kalındı , söylemler ise yine 'aynı nakarat' edasında..

Bir televizyon kanalında sabah kuşağında kadınlara yönelik program yapan ve sosyal medya sitelerinde boy gösteren hayırsız ‘hayır’cılardan birisi ile çok şaşırtıcı bir diyalog yaşadım. Kendileri ile babaannemlerin komşusu olması münasebetiyle tanışıklığım var. Bir kaç hafta önce ayaküstü sohbetimizde sormuştum, 'yarın bir gün programına bir engelli geldiğinde, 'kardeşim ben senin benimle eşit haklara sahip olmanı istemiyorum' diyebilecek misin?' diye sormuştum. Halen cevabımı alamadım. Zat-ı şahaneleri beni 'örümcek kafalı ve AKP’nin kölesi' olmakla itham etmiş, bununla da kalmayarak sosyal paylaşım sitesinde bloklamış.

Şimdi de bu yazımı okuyanlara aynı soruları sormak istiyorum, yarın bir gün bir engelli yurttaşımıza 'ben senin evden çıkmanı ,eşit haklara sahip olmanı istemiyorum' diyebilecek miyiz?

En iyisi hiç bir şey sormadan yazımın başlangıcında ki şarkımı dinlemeye devam edeyim…

Aynı nakarat hep aynı aynı
yarısı bayat hep aynı aynı
yarısı hayat aynı nakarat
e anlat anlat...


Doğu Rehberi Facebook'ta takip etme için TIKLAYIN

Doğu Rehberi Twitter'da takip etmek için TIKLAYIN

Doğu Rehberi FriendFeed'te takip etmek için TIKLAYIN