Birbir yıkılırken Kisra sarayının sütunları, yıkılmaz sanılan nice kalelerin yıkıldığını gördü alem. Karanlık yüzlerde tokat gibi patlayan bir ışıktın sen, taptıkları putlar yüzüstü kapaklanırken yerlere, biz aciz ümmetine de şefaat et ki, yıkalım içimizdeki putları teker teker. Mazlumların o çaresiz yüreklerinde oluşan umut,endişe ve korkunun hakim olduğu gözlerinde çakan ışıktan belliydi ümmetii ümmetii diyen bir nur bebeğin doğumuyla alemleri şereflendirdiği.
Nice doğum günleri kutlandı yeryüzünde ama en özeli, en güzeli seninkiydi. Sönmez denilen bin yıllık ateşler söndü ortalığı yakıp kavuran zulüm ateşinin söndüğü gibi, akmaz denilen nehir coştu inananların yürek kıpırtıları ve sevinç gözyaşlarıyla beraber, kurumaz denilen nehir kurudu zulüm kaynaklarını da birer birer kurutarak...
İyi ki doğdun Peygamberim! Sen sabretmeyi, en zor zamanlarda bile Allah’a tevekkül edip gülümsemeyi öğrettin bize. ‘’La Tahzen İnnallahe Meana’’ dedin ya en sadık yol arkadaşına, en çaresiz zamanlarda bile o sözünle umut çiçekleri açtı çaresiz gönüllerimizde. Asıl zaferin nefsimizle olan mücadelenin sonucunda kazandığımız zafer olduğunu, komşusu açken tok uyumamayı, kardeşliği, sevgiyi, saygıyı, onurlu gururlu ve huzurlu yaşamayı, büyüklere saygıyı,küçüklere sevgiyi kısacası güzel olan her şeyi senden öğrendik. Sen hem en güzel öğretici hem de en güzel uygulayıcıydın, hem en güzel örnek, hem en güzel rehberdin bu ümmet için.
Şimdi senden asırlar sonra bile ilerici olduğunu düşünüp seni zemmedenler, basit çizim oyunlarıyla karaladığını zanneden karalı karikatür yürekler, her fırsatta seni olur olmaz saçmalardan seçmelerle itham edenler, bilmeliler ki bu ümmet bir olup ayakta durdukça,zulmün borusu her ötüşünde tozu dumana katan karanlık toz bulutlarını, sana olan sevgimiz ve salavatlarımızla boğacağız.
İyi ki doğdun Peygamberim! Sana ve şefaatine muhtaç olan aciz ümmetin olarak istiyoruz ki,artık zulüm olmasın,her yer İslam nuruyla aydınlansın,istiyoruz ki, artık kardeş kanı akmasın,müslümanlar tek yürek,tek vücut olup dirilişin en güzel örneğini dosta düşmana göstersin. Seni arıyoruz, seni düşlüyoruz, seni özlüyoruz sonsuz bir hicranla. Biz senin gibi sahip çıkamadık senin bıraktığın güzelliklere, bunun ağırlığı altında ezildi sana hasret gönüllerimiz, kayaları döven hırçın dalgalar gibi yine sensizliğin acısı çöreklendi içimize.
Sensizlikte her geçen gün bir şeyler eksiliyor bizden, seni anlayamayışımız ve hakkıyla seni yaşayamayışımızın derin ıstırabı çöküyor gamlı yüreklerimize ‘’Kişi sevdiğiyle beraberdir’’ hadisi şerifin gelince aklımıza seni sevmenin coşkusuyla kıpırdanıyor yaslı gönüller, yine bir nur gibi düşüyorsun karanlığın bağrına, yine yeşertiyorsun umutları birer birer, hazan mevsimi yine bahar oluyor ve her bahar da biz de seninle birlikte yeniden doğuyoruz.
İyi ki doğdun Peygamberim! Senin sevginle her mevsim bahar, her yer cennet oluyor bizlere, seni görmeden duymadan sevmenin ve sana layık olamamanın ıstırabıyla kavrulurken ruhumuzun en derinleri yine baharı sessizce bekleyen tohumlar gibi bekliyoruz seni. İyi ki doğdun Peygamberim,İyi ki doğdun ve karanlığı aydınlığa iyi ki boğdun...
