Korona virüs tedbirleri Ergene’nin hava ve su kalitesini yükseltti

ÇORLU MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. LOKMAN HAKAN TECER, ÇORLU DERESİ'NDEKİ SU KALİTESİ İLE İLE ERGENE BÖLGESİNDEKİ HAVA KALİTESİNDEKİ DEĞİŞİMİ ANLATTI

Korona virüs tedbirleri Ergene’nin hava ve su kalitesini yükseltti

Temizlenmesi adına Şafak Harekatı başlatılan ve çalışmaların sürdürüldüğü Ergene Nehri’nin kollarından olan Çorlu Deresi’nin katran karası rengi korona virüs tedbirleri nedeniyle bazı iş yerlerinin kapalı olmasından ötürü değişmeye başladı. Dereye bırakılan atık su miktarının yüzde 50’den fazla azalması nedeniyle debisi düşen derede adacıklar oluştu.

Ergene Nehri ve nehri oluşturan kollardan olan Çorlu Deresi’nin durumu ve bu durumda korona virüs tedbirleri ile yaşanan durum hakkında bilgiler veren Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, “Dünyanın ve ülkemizin son zamanlarda karşı karşıya kaldığı korona virüs salgını ile mücadele kapsamında hayatın pek çok alanında bir kısıtlama yaşıyoruz. Eğitimden turizme, sağlıktan üretime kadar. Endüstriyel üretim de bu sınırlamalardan, bu kısıtlamalardan nasibini almış durumda. Üretim miktarı düşerse, temel ihtiyaçların dışında kalan sektörlerde oluşturdukları atık su miktarları düşmüş oluyor. Bu yüzeysel su kalitesine de yansıyor” dedi.

Ergene Nehri ve Çorlu Deresi özelinde yapılan değerlendirmeler konusunda da bilgiler veren Prof. Dr. Tecer, “Yaptığımız değerlendirmeler, araştırmalar sonucunda şunu gördük ki bu dereyi kirleten sanayi faktörlerinden sanayi tesislerinden bırakılan atık su miktarlarında yüzde 54 oranında bir düşme meydana geliyor. Bu bölgedeki dört büyük sanayi bölgesinin verilerinden hareket ederek şunu söyleyebiliriz. 11 Mart öncesinde deşarj edilen günde 200 bin ton atılan atık miktarı 11 Mart’tan sonra günlük 90 bin metreküpe kadar düşmüş durumda. Yüzde 50’den fazla atık su deşarjının azaldığını görüyoruz. Kirliliğe sebebiyet veren daha kirli sektörler var. Tekstil bunlardan bir tanesi. Gerek renk parametresi gerek başka parametrelerle daha kirli sektörler. Bu süreçte en çok kapanan ve üretimini düşüren sektör de tekstil sektörü. Bu da ilave olarak kirliliğin azalmasına yol açtı” diye konuştu.

Tekstil sektörünün önemine de değinen Tecer, “Şunu da söylemek gerekir, tekstil sektörü kirli sektör ama bugünlerde maske üretimi ve diğer koruyucu malzeme üretimi konusunda ülkenin bu mücadelesine verdiği katkıdan dolayı da önemli bir sektör olduğunu anlıyoruz. Bugün Amerika’da Avrupa’da, maske dahi üretilmemesinin gerçek sebebi, o ülkelerin zamanla bu üretimlerini Türkiye gibi, Çin gibi, Hindistan gibi yerlere kaydırmasıydı. Şimdi bir maske dikecek ne tezgahları var ne de bu konuda yetişmiş insanı var. Bunu da doğru okuyup doğru değerlendirmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Hava kalitesindeki değişim konusunda da bilgiler veren Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, “Korona virüs ile ilgili olarak alınan tedbirler kapsamında bizler acil ihtiyaçlar dışında hayatımızı evde kalarak sürdürüyoruz. Bu da sokaklarda daha az taşıt, daha az faaliyet anlamına geliyor. Ergene bölgesinde 7 kent merkezinde hava kalitesi ile ilgili olarak yaptığımız çalışmalarda şunu gördük ki, kent merkezlerinde değişen oranlarda olmak kaydıyla yüzde 53 oranında azot oksit konsantrasyonlarında bir düşme meydana geldiğini müşahede ettik. Bazı kent merkezlerinde yüzde 70’e kadar artan bir azalma demektir. Bu azalma da hava kalitesindeki bir artış demektir. Dolayısıyla bu bölgede korona günlerinde hava kalitesinde bariz bir artış yaşanıyor” dedi.

"Korona virüs salgını ile yaşadığımız süreç aslında şöyle bir mesaj veriyor ya da biz bu mesajı almalıyız" diyen Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, “Doğal kaynaklar, hava kalitesi, su kalitesi ya da doğa şöyle sesleniyor aslında bize, diyor ki ey insanoğlu siz korona virüs önceki üretim tüketim biçimine dönmezseniz, onu terk ederseniz ben su olarak, hava olarak, doğa olarak kendimi yenileyebilirim, eski sağlıklı günlerime dönebilirim, size doğal kaynak olarak yine hizmet edebilirim diye ifade ediyor. Doğaya hakim olma mücadelesini biz doğayla birlikte yaşama şekline dönüştürebilirsek her şey bundan sonra daha sağlıklı olacaktır” ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner35