Evet mi Hayır mı?

ATEŞ ÇEMBERİNDEKİ TÜRKİYE

İngiltere’de planı yapılan, Amerika ve AB üyeleri tarafından uygulamaya konan Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Ortadoğu coğrafyasını değiştirme çabaları sürüyor.
Bu proje ile bölge insanı; kan, vahşet, barut kokusu ve göz yaşı olarak payına düşeni alıyor.
Bu projede büyük Ermenistan ve Büyük İsrail kurma hedefleniyor.
Bu proje, hepimizin bildiği gibi vaad edilmiş toprakları ele geçirmeye çalışan Siyonist Yahudiler tarafından planlanmıştır. Türkiye’nin doğu kısmı bu proje içinde er alıyor.
Orta Doğu’daki savaşların, soykırıma varan katliamların ve vahşetin ana nedeni budur.
Bu olaylar bir kandırmaca olan Arap Baharı ile şiddetlendi.
Libya, Tunus ve Mısır halledildi. Sıra Ortadoğu ve Türkiye’ye geldi.
Bu olayın Suriye ayağı DEAŞ, Türkiye ayağı ise PKK ve kollarıdır.
Bağımsız Kürdistan yalanıyla aldatılan Kürtler de Türklere karşı kışkırtılarak önce ülkemizin doğusunda sonra da her tarafında terör estiriliyor.
Bu proje önündeki en büyük engel, Irak, İran ve Suriye idi ve bu engellerin ortadan kalkması gerekirdi.
Irak halledildi. Suriye hallediliyor. İran ise uzun ambargolarla zayıflatılmaya çalışıldı. 
Her seferinde Türkiye, İran’ın kurtarıcısı oldu.
Batı dünyası kendisine kayıtsız şartsız itaat edecek liderler bulmaya alıştı. 
İlk defa Erdoğan diye birisi çıkıp batının ikiyüzlülüğünü yüzlerine haykırmaya başladı.
Böyle bir şeye tahammülü olmayan batı dünyası İran yerine, tekerleklerine çomak sokan Türkiye’yi hedef tahtasına koymaya başladı.
İran ise Nükleer anlaşmasından sonra batı dünyasına yamanarak Müslümanları katletmeye devam ediyor. Böylece Orta doğu’da mezhepçilik yaparak bir şii devleti oluşturmaya çalışıyor. Bilmiyor ki vampirler Ortadoğu’yu kendilerine yedirmeyecektir.
İslam’ı mezheplere bölen ve İslam’ın başına bela edenler, İslam topraklarını kan gölüne çevirdiler. İslam Ülkeleri mezhepçilik yüzünden bir birini kırmaya başladı.
Her biri bir çete reisi iken kendilerini birer devlet başkanı olarak bulan ve batılılara uşaklık eden çoğu sözde İslam devlet yöneticileri şahsi menfaatlerini korumak için bu katliamlar karşısında üç maymunları oynamaya başladı.
17-25 Aralıktan başlayarak Erdoğan’ı ortadan kaldırmak için darbe planları yapılmaya ve uygulanmaya başlandı. Amaç, Türkiye’yi Suriye ve Iraklaştırma planları karşısında direnen ve batının ikiyüzlülüğünü yüzlerine haykıran Erdoğan’ı yok edip amaçlarına ulaşmaktı.
İçimizdeki hainler de onların çanağına su taşıdı.
15 Temmuz gecesi Mehmetçik sandığımız asker kılıklı maşalar vatandaşlarını, ülkesinin topraklarını, meclisini, askeri kışlaları ve polis merkezlerini bombalamaya başladı. 
Darbe girişimi başarısız olunca bu hainlerden ümidini kesen leş kargaları DEAŞ ve PKK’yı başınıza musallat ederek son on beş günde güvenlik görevlilerine kalleşçe 2 defa bombalı saldırı düzenleyip çok sayıda asker ve polisimizi şehit ettiler.
Cumhurbaşkanımızın milli seferberlik çağrısı karşılığını bulmalı, milletçe el ele vermeli, muhalefetiyle iktidarıyla yekvücut olmalıyız.
Meseleyi Erdoğan meselesine dönüştürmek isteyenlere karşı uyanık olmalıyız. 
Mesele Erdoğan meselesi değil, milletimizin var ve yok olma meselesi haline gelmiştir.
Birleşmiş Milletler ise, Hıristiyan ve Yahudi haklarını koruma ve onlara sömürge temin etmede karşılarına çıkan engelleri temizleme derneğine dönüştü.
Bahçeli’nin dediği gibi iç ve dış mihraklarla sonuna kadar mücadele edilmelidir.
Organize ve toplu bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzu unutmayacak, Cumhurbaşkanımızın deyimiyle, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız.  
Unutmayalım ki “Domuz derisinden post, Haçlı zihniyetinden dost olmaz.”
Kalın sağlıcakla.
Gürbüz Battal
YORUM EKLE

banner8

banner35