Geçmiş zaman... Sıcak bir öğle vakti Roma sokaklarında dolanıp duruyoruz.
Hava bunaltıcı ama Allah'tan her köşe başında binlerce yıllık bir çeşme var.
Yüzümüzü yıkıyoruz, kafamızı soğuk suyla dolup taşan yalağa sokuyoruz. Çocuklar gibi şeniz!
Bir ara eczaneye girmemiz gerekiyor.
Eczacı hanım sıcak nedeniyle kollarında ve koltuk altlarında kabartılar oluşan arkadaşımıza bakıp 'verdiğim merhemi sürmeden önce o bölgeleri yıkayıp temizleyin' diyor.
'Ha, öyle mi? O halde bir de kolonyalı mendil alsak!' diyoruz.
Gülüyor eczacı: 'Arka sokaktaki çeşmeye gidip yıkayabilirsiniz!'
O an ister istemez İstanbul geliyor aklıma...
Yıllarca tarihi çeşmeleri çöplük olarak kullanılan İstanbul!
Sokaklarında dolanırken sıcaktan bunalınca hem içip hem de elimizi yüzümüzü ferahlatmak için şişe su almaktan başka çaremiz olmayan İstanbul.