Süleyman AKDOĞAN
Tarih: 04.06.2012 15:12
Meslek ve Hak
İnsanlık tarihi kadar eskidir meslekler. Çağın insanının ihtiyacını karşılamak mesleklere yüklenmiştir. Biri olmadan diğeri anlamsız olan mesleklerde değer sırası insanın ölçütü standart olmayan bakış açısına göre değişmiştir hep. Bu değerlendirmede bazen çağın ihtiyaçları bahane edilmiş, bazen keyfiyet önemli rol oynamıştır.
Bazen çiftçilik, bazen çobanlık, bazen terzilik, bazen demircilik önemli olmuş. Şairlik meşhur olmuş bazen. Şöyle birkaç sayfa ezbere şiir biliyorsa şair çok değer görürmüş. Kimi zaman, kahinlik çok kıymete binmiş. Bu uğurda canlar yanmış, kelleler uçmuş. Bazen, sihirbazlar nam salmış. Hekimlik dillere destan olmuş.
Herhangi bir katı olmadan diğeri anlamsız olan bir apartmanda katlar arası değer belirlemek kadar “betoncu”, maddeci bir yaklaşım insanı da kategorize etmiş, insanlar arası sınıf farkı doğurmuştur. İnsana salt yaptığı işe göre değer verme zihniyeti, bir yıl soğan para etti diye ertesi yıl herkese soğan ektiren mantalite kadar insanı dar bir kalıba koymuş, insanın fıtratı, hayata bakışı ve saire gibi kriterleri hiçe sayılarak programlar geliştirilmiştir.
Bu programlarla insan bir birini alt etme, yarış dışı bırakma çabası içine girmiştir. Kimi zaten sınırlı olan kontenjan içindeki yerini almış, kimi de bizzat kendinin değersizleştirdiği mesleği –çaresizlik mesleği- yapmak zorunda kalmıştır.
Kimi yıllar harcayarak edindiği meslekte kazandıklarının hak ettiğinin hep altında olduğunu söyleyerek hak arayışına girer, kimi yine uğruna yıllar harcayarak ulaşamadığı mesleği birkaç yıl daha uğraşsa edinme olasılığının muhakemesini yapar. Bu da bir yığın mutsuz insan kitlesi oluşturmuştur.
Hemen herkesin aynı mesleki hedefe dönük bir eğitim aldığı sistemde zararlı hedefe ulaşamayanlardır. 8 yıllık zorunlu eğitimi aldıktan sonra “ne olur, ne olmaz” mantığıyla 12 yılını tamamlamış ama amiyane tabirle bir baltaya sap olamamış birey ile hedeflerine 20 yıl civarı okuyarak ulaşmış bir hekimden tabiî ki birincisi zarardadır.
Ancak, mesleklere bakış açısı insanı o kadar körleştirmiştir ki, herkes yaptığı iş için şu kadar dirsek çürüttüm diye hesap yapıyor. O mesleği icra etmek için tabii ki de zahmete katlanılmalı. Hiç doktor olacak potansiyelin yok da seni zorla doktor mu yaptılar? Doktor olmaya hiç potansiyeli olmayan kişi kaybettiği ya da kaybettirilen onca yılın hesabını kimden sorsun?
Geçmişten günümüze, milyonlarca insanı mağdur eden, meslek seçimi konusu her mesleğe hak ettiği değer verilerek çözülmelidir. Aksi halde, kazancımız da hep başkalarının hakkını, başkalarının gözünü görürüz.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —