Menü Van Haber, Doğu Rehberi Haber, Son Dakika Haberleri
Naif KARABATAK

Naif KARABATAK

Tarih: 16.04.2011 09:27

İyi çocuklar kaybetti

Facebook Twitter Linked-in

12 Eylül’de halkoyuna sunularak kabul edilen referandumun olumlu yansımalarını hissetmeye başladık. Yasa çıkarmaktan çok, yasayı uygulamanın önemli olduğunu bilen bir ülke olarak, geldiğimiz sürecin önemini kavramak zorundayız.
 
Bugüne kadar yasalarda başörtüsü yasağı olmadığı halde, kendi kendine uydurulan bir yasak nedeniyle yıllardır genç kızlarımız eğitim hakkından mahrum kalmaktadır. Yasayı uygulama konumunun değişmesiyle yerini “kısmi” yasağa bıraktı. Kısaca “odun” kafalı olanlar halen yasakçı, “doğru düşünenler” ise özgürlükten yana tavır aldı…
 
Yıllardır dilediği gibi at oynatan “iyi çocuklar(!)”ın yaptıklarından habersizdik.
 
Bazen darbe yapıyordu bizim iyi çocuklar, bazen kargaşa çıkarıyordu, bazen bomba atıyor, bazen de attıkları bomba kendilerini havaya uçuruyordu…
 
Balyoz oluyorlardı, yumruk atıyorlardı, bazen mehtaba çıkıp “aykız” şarkısını söylüyor, bazen “sarıkız” olup sağa sola caka satıyorlardı…
 
Yaptıkları melanet ortaya çıkınca “iyi çocuklar” tavrına bürünüyor, onlara göre bütün kötü çocuklara hayat zehir ediliyordu…
 
Bazen yerden fışkıran silahlar başlarına iş açınca “boru bu boru” diye zekâmızı test etmeye bile kalkıyorlardı…
 
Sonra atılan imzanın ıslaklığı, kuruluğu önem taşıyordu…
 
Belki de yaşadığımız her şey bir “seminer notu”ndan ibaretti de biz farkında değildik…
 
Aşağılık planların adının ne olduğu öneli değildi, kim tarafından kaleme alınıp, planlandığı da önem taşımıyordu…
 
Bu millete karşı yapılan her şey hainlikle eşdeğerdi…
 
Kendilerini yasaların üstünde gören “derin” ve bir o kadar da “karanlık” odaklar, kimin iyi olup olmadığına karar verecek halde bulunuyorlardı…
 
Hepsi geçti…
 
İyi çocuklar cezaevine, kötü çocuklar ise özgür bir ülkede yaşamanın hazzına varmaya başlıyor…
 
Daha alınacak çok yol var, atılacak çok adım var…
 
Güzel adımlardan birisi 12 Eylül referandumuyla atıldı…
 
HSYK’nın yapısı değişti…
 
Artık görevini yapan hâkim ve savcılara “sen nasıl iddianame hazırlarsın” diyerek meslekten ihraç edilmeyecek…
 
Türkiye’de çok yürekli savcılar var, cesur hâkimler var…
 
Onların yüreği iğrenç ilişkileri çözmeye yetiyordu ama aşamayacakları yerler vardı…
 
Gelen bir telefon emriyle meslekten ihraç edilebileceklerini biliyorlardı…
 
Sırf görevlerini yaptıkları için görevinden olmayı göze alabiliyorlardı…
 
Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya bunlardan birisiydi…
 
İyi çocukların kötülüğünü araştırırken bazılarına göre “yanlış yere” toslamıştı…
 
Haddini bildirmek gerekiyordu…
 
İşini yap dedik ama bu kadar da değil” denilerek görevden alınmış, perişan edilmiş, haddi bildirilmişti…
 
Hakkında korkunç iddialar bulunan bir başsavcının nasıl gözaltına alınacağını öğrenip, uygulamaya koyan Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal’a haddi bildirilmişti…
 
Ergenekon’a bulaşan, özel sorgu odaları oluşturan, masum insanları fişleyen, bazı evlere silah koyup, amacına ulaşmaya çalışan, kısaca görevini kötüye kullanmakla kalmayıp, hainlik yaptığı iddia edilen bir başsavcıyı gözaltına alması gerekiyordu…
 
Başsavcı ise bildiği bütün hukuk terimlerini bir yana bırakarak efeleniyordu…
 
Gözaltına alınmıştı ama mağdur edilen görevini yapan savcı olmuştu…
 
Şimdi her iki yürekli savcı da, görevden alan HSYK tarafından göreve iade ediliyor…
 
Görevden alan da HSYK’ydı, göreve iade edecek olan da…
 
Sadece “kanunu uygulama” anlayışları değişikti…
 
Birisi “iyi çocuklar”a toslayana kadar kanunu uygulayabiliyordu, bir diğeri “iyi çocuklar”ın ötesine geçebiliyordu…
 
Olması gerekeni yapabilecek bir yapıya bürünmüştü…
 
Halk, 12 Eylülde bu saçmalığa “dur” demişti…
 
Halen “sivil anayasa”nın neler yapabileceğine inanmayanlar, iki değerli savcının iade-i itibarına iyi baksın…
 
Bütün halk iyi çocukların kaybettiğini bir kez daha gördü…
 
İyiliğin birilerinin tekelinde olmadığını da anladı…
 
Türkiye darbe zihniyetlilerin anayasasıyla, seçim kanunuyla, saçma sapan içtüzüklerle, kanunun üstüne çıkan yönetmenliklerle, genelgelerle daha ne kadar yönetilmeyi bekliyor…
 
Darbe zihniyetlilerin tüm artıkları bu ülkeden temizlenmedikçe, karanlık güç odaklarının elleri kurumların üzerinden çekilmedikçe, ne bu ülkede demokrasi olabilir, ne de halkın dediği…
 
12 Haziran’da yapılacak seçim işte bunun için çok önemli…
 
Keşke aday listeleri de “halkın istediği” gibi olsaydı, demokratikleşme, aday belirlenmeyle başlansaydı…
 
Naif Karabatak
16 Nisan 2011
 

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —