Gazeteci deyince aklımıza mesleki anlamda genel bir tanım geliyor… Oysa yerelde kelime ve kavramlara dikkat edilmediği için elmalar ile armutlar bir birine karışmış gibi görünüyor. “Gazeteci”, “Basın mensubu” ve “Gazete sahibi“ kavramlarını biraz açmak istiyorum.
Haber peşinde koşan, gerek günlük aktüel haberler, gerek araştırma dosyaları, gerekse röportajlar ile toplumun haber alma hakkını sağlayan bilgileri yayın kuruluları aracılığı ile toplumla paylaşanlara GAZETECİ deniyor.
BASIN MENSUBU ise, bir basın kuruluşunun ulaşım, dağıtım, tasarım, teknik servis, matbaa, ofis gibi her hangi bir biriminde çalışan kişilere deniyor.
GAZETE SAHİBİ olmak ise, bir gazetenin yayın yapabilmesi için basın kanunu çerçevesinde düzenlenmesi gereken belgeleri düzenleyip ilgili kurumlara müracaat ederek, bütçesini ve alt yasını hazırlayıp yayın yapılabilir hale getirmek.
Gazetecilik kimliğini kullananları ise gazeteciler, gazeteci geçinenler ve gazetecilerden geçinenler olmak üzere üçe ayırıyorum. Gazetecilerden geçinenler ile gazeteci geçinenler ortam veya kurumlarda kendilerini “GAZETECİ” olarak tanıtıyor. Bu da gazetecilik mesleğinin saygınlığını ve duyulan güveni yok ediyor. Gazeteci olmadığı halde, mesleki kimliği farklı menfaatler elde etmek için kullananlar nedeniyle, adeta gazeteciyim demeye utanır olduk.
Çünkü gazeteci, hiç bir kurum ve kuruluşla, yazacağı yazının ve haberin objektifliğini etkileyecek şekilde ahbap çavuş ilişkisi geliştirmez.
Önemli bir konu için düzenlenen basın toplantısına veya ciddi bir olayın gerçekleştiği yere ulusal ajans muhabirlerini saymazsak gelen gazeteci sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ancak kahvaltılı veya yemekli bir basın toplantısı düzenlendiğinde o güne kadar ortalıkta görünmeyen, birçok kişi toplantı mekânını dolduruyor ve gerçek gazeteciler neredeyse ayakta kalıyor…
Gazeteci kimliğini kullananların sayısına göre gazetelerde ve internet haber sitelerinde farklı başlık ve bakış açılarını yansıtan haberlerin de yer alması gerekmiyor mu? Peki, yer alıyor mu? Elbette hayır…
Ortada ajans muhabirlerinin yaptığı haberlerden ve bakış açılarından başka bir şey yok. Özel haber sayısı o kadar az ki, bir gazeteyi veya bir internet haber sitesini okuyunca hepsini okumuş gibi oluyorsunuz. Durum böyle ise bu kadar gazete ve internet haber sitesinin olmasına gerek var mı?
Birbirinden farklı bakış açıları ile toplumun gelişimine katkı sağlamıyorsa, bu kadar gazete ve internet sitesinin sahiplerinden başka kime yararı var diye sormak lazım?
Hani yerel basın yerel kalkınmanın motor gücüydü? Bu haliyle yerel basın, yerel ekonominin üzerinde taşımak zorunda kaldığı bir kambur olmaktan öteye geçebilir mi?
Gazeteler ve internet haber siteleri yaptıkları haberler ile yerel dinamikleri harekete geçirmeli, toplum adına kurumları denetlemeli ve kurumların yaptığı yararlı hizmetleri toplumla paylaşmalı. Böylece yerel kalkınmanın motor gücü olsun. Bunun için de gazeteler yayın politikası açısından sahibinin gazetesi olmaktan çıkıp halkın gazetesi olmalı.
Van’da Basın İlan Kurumu Şube Müdürlüğü’nün kurulmasından sonra yükümlülükleri artan yerel gazeteler teker teker satılmaya başladı.
Sahip değişikliğinden dolayı yaşanan yeni yapılanma süreci, çok seslilik ve gazetecilik açısından birer fırsat olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede, sahip değiştiren Vangölü Ekspres Gazetesi’nin yeni yayın döneminin hayırlı olmasını, Van basın camiasına yeni bir ses ve soluk getirmesini diliyorum.