Süleyman AKDOĞAN

Tarih: 22.01.2014 21:38

Fitne

Facebook Twitter Linked-in

 Bu günlerde biz Müslümanları  sevindiren bir gelişme var. Hemen herkes, Kuran’ı Kerim’den ayetler, peygamber efendimizden (sav) hadisler, sahabe efendilerimizin hayatlarından örnekler konuşuyor, yazıyor, anlatıyor.  

 

Bu tür paylaşımlarla derin bir nefes alıyoruz. Hele, gıybete, iftiraya, bu kadarı da yeter kavlinden serzenişlerin olduğu bir başlangıç görünce, yaşasın bir kötülüğü daha yerin yedi kat dibine geçireceğiz diye heyecana geliyoruz. Nitekim, satışı güzel oluyor. Müşterisi bol oluyor bu hareketlerin.

 

Aradan çok geçmiyor, bir kahramandan bahsediliyor. Kahramanın bu aralar arasının kötü olduğu adamlarla bir zamanlar omuza olduğu, bir birlerine ne methiyeler düzdüklerinden bahsediliyor. Tabii, masum yürekler, burada kahramana iyilik dolu tavsiyeler olduğunu düşünüyor. İyilik dolu maziyi hatırlatıyor diye hatırlatana “Allah senden razı” olsun diye iç geçiriyor.

 

Birkaç dakika böyle devam  ettikten sonra aynı kahramanın bu günlerde arasının iyi olduğu adamlardan bahsediliyor. Ne iyi ettiniz de barıştınız der gibi bir ruh haliyle anlatılıyor sanki her şey. Dargınlık size yakışmaz der gibi hani. Ama, bu adamlar sizin hakkınızda zamanında böyle demişti diyor sonra. Ne denilmişse, noktası virgülüne, tarihiyle hatırlatılıyor. İyi niyetlidir her halde diye düşünülüyor.

 

Sonra, kahramandan bu gün yaptıklarının aksi geçmiş alıntılarla perde kapanıyor.

 

Tam ne olduğunu anlamadan kafa karışıklığı içinde oradan ayrılıyorsun, akşam sosyal medyada kahramanın yanındakilerin zamanında kahraman hakkında söyledikleri resimlenmiş, veciz sözlermiş gibi paylaşılıyor.

 

Hayda, diyor insan. Nerede başlamıştık, nerde bitti. Bu adam, gıybetin kötülüğünden bahsediyordu hani diye düşünüyor, sonra soruyor.  Hesaplayamadı mı acaba her konuştuğunu, her yazdığını kutsayanlar olduğunu? Öyle söylemek istemese dahi söylediklerinin başka yönlere çekileceğini bilmiyor mu? Gıybeti, uydurmuyorum, ben  olanları anlatıyorum  diye savunmaya kalkışan cahillerden mi?

 

Bütün sorulara hayır diye yanıt veriyor. Hayırsa, açık bir fitne var diyor. Hem de apaçık. Hem de, bu din adına ne kadar  değer varsa kullanılarak yapılıyor.

 

Ne için diye soruyor insan. Her şey kendine verilse ne olacak diye düşünüyor . Belki, üç beş tören daha fazla kırmızı halı da yürüyecek, belki birkaç daha fazla açılışa katılacak, belki Tv programında daha yer olacak, belki birkaç şarkı daha besteleyecek. Belki, birkaç alkış daha fazla alacak.  Belki, oturduğu koltuk birkaç gün daha ona ev sahipliği yapacak hepsi o.                                                    

 

Değer mi?

 

O da hayır, diye yanıtlar. Hayır diye konuşur. Ama, konuşmayla olmuyor. Evet, seviniyoruz herkes ayet, hadis konuşuyor diye. Ama…..                                                   

 

 

 

 

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —