Atalarımızın her sözünde derin manaların ve engin tecrübelerin olduğunu “benzer” olaylarla karşılaştığımızda çok daha iyi anlıyor, onları rahmetle anarak, belki de hiç eğitim almadıkları halde hayat tecrübelerinin derinliğine hayran kalıyoruz.
Bazen bu sözleri hayatımıza düstur ediniyor, bazen öğütlerimizde kulağa küpe olacak sözler olarak aktarıyoruz.
Bazı sözler üzerine yazı yazıyor, bazısı kitap olacak kadar derinliğe sahip olduğuna inanıyoruz.
Hasılı atalarımız, bugün karşılaştığımız ve yarın karşılaşabileceğimiz her konuyu anlamlandıracak, sorunu çözecek sözler etmiş.
Bazen ezgiyle bunu söylemiş, bazen derinliğiyle, bazen dillerde bir şarkı olarak oralardan buralara kadar gelmiş…
TGB’liler bir kez daha atalarımızın sözlerine, ezgilerine bakmamızı sağladı.
***
Fuzuli’nin eşekliğin baki kalacağına inandığı şu dörtlüğünü Türkiye Gençlik Birliği (TGB) bir kez daha hatırlattı;
“Mey biter saki kalır, her renk solar haki kalır, diploma insanın cehlini alsa da; hamurunda varsa eşeklik, baki kalır..”
TGB’liler, YGS sınavını protesto etmek için toplanmışlardı.
Doğal bir tepkiydi.
Olması gereken bir protestoydu.
Belki de protestolar içerisinde “eğitim hakkı” olduğundan çok daha anlamlıydı.
Üniversiteyi, okumak isteyenlerin önüne konulan her sınav, bir engeldi ve her sınav, eğitim sistemindeki adaletsizliği yansıtıyordu.
Buraya kadar tüm TGB’lilere ve tüm gençlerin eylemine yürekten destek verenlerdenim.
Ama eylemde eşeklik vardı.
Yanlış okumadınız, eylemin tam ortasında bir eşek vardı.
Ama söz konusu TGB olunca işin içinde “eşeklik” olmasını yadırgamamak gerektiğini sonradan öğreniyoruz.
TGB’liler, aslında YGS’yi protesto etmiyordu.
O bir bahaneydi.
Bir eşeğe başörtüsü takarak, başörtülü derse ve sınava girenleri protesto ediyorlardı.
Hani başı örtülü girseler onlara ne, girmeseler onlara neydi?
Sonuçta okuyan da onlar, örtünen veya örtünmeyen de…
Yani TGB’lilerin olumlu olumsuz etkileneceği bir durum söz konusu değildi.
Rahatsızlık duyacakları bir durum da yoktu.
Ama TGB’lilerin kimler olduğu belli olduğunda yapılan eşekliğin amacı da ortaya çıkıyordu.
Türkiye Gençlik Birliği denilen bu oluşuma İşçi Partisi destek veriyor.
Zaten üyelerin çoğu İşçi Partili…
Yani Ergenekon sevdalıları…
Sonra CHP’nin “Birgül Ayman Güler” anlayışına sahip olan gençleri…
Yani Ergenekon’un avukatı olduğunu haykıran Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanı olduğu partinin bir kısım gençleri…
Ve ulusalcılar…
Her taşın altındakiler…
Neyi kaldırsan, hangi köşeden, hangi taşı oynatsan altından çıkan “derin” ulusalcılar…
Yani Ergenekon’un tam göbeği…
İnsanlara hayatı zehir etmek için uğraşan yapılanmalar…
Özgürlüklere ket vuran zihniyet.
İnsanların yaşamına müdahale etmeyi, özgürlük sanan eğitimliler…
Darbelere çanak tutan ve halkı darbelerle korkutan güruh.
Barışa karşı çıkan, savaşın sürekli devam etmesinden nemalanan vatanseverler(!)
Üstün ırklar hepsi…
Atatürkçülük maskesiyle “iğrenç” darbe hesapları yapanlar…
Ve tabii ki faşistler…
Türk oldukları için dünyanın en ari ırkı olduğunu sanacak kadar faşist bir anlayışa sahipler.
Özel üretimler(!) hepsi de…
Hitler’i kıskandıracak kadar ırkçı bir anlayışla ülkede birilerini hep birilerine üstün tutanlar.
Ve şimdi YGS’yi protesto etme adına insanların özgürce giyinmesini “eşeklik” olarak lanse edebiliyorlar.
Eşeklik, anlayışsız ve kabalık olarak bilinir.
Ama bazıları var ki, “eşeğe hakaret” olarak da algılanabilir.
Bazıları görgüsüzlüktür, cahilliktir.
Ama ya eğitimliyse bunu yapan?
O zaman Fuzuli devreye girer…
Alır eline sazı, hayat tecrübesini yürekten gelen cümlelerle bir kez daha bize hatırlatır…
“Mey biter saki kalır, her renk solar haki kalır, diploma insanın cehlini alsa da; hamurunda varsa eşeklik, baki kalır...”
Twitimden seçmeler
İnsanların kalıbına, mensubu oldukları partiye, makamına ve eğitimine değil, damarına bastığında ne kadarı insan kalıyor diye bakacaksın.