Menü Van Haber, Doğu Rehberi Haber, Son Dakika Haberleri
Süleyman AKDOĞAN

Süleyman AKDOĞAN

Tarih: 19.10.2011 13:30

Beni Bir ÇİNGENE Kurtardı

Facebook Twitter Linked-in

Sabah 05:00 civarıydı. Ezan sesiyle uyandım ve kendimi emeklerken sabun yediğimi hatırlamamdan (bana da   çok mantıklı gelmiyor, yanlış da olabilirJ) başka en net hatırladığım olayın içinde buldum. 
Kaç yaşında olduğumu net hatırlamıyorum. Bunun bir önemi de olduğunu sanmıyorum. Bağ bozum zamanıydı. Annem bizim karakaçanı sularken Göksü ırmağında, ben birkaç adım ilerdeki şimdi yosundan kaynaklandığını düşündüğüm yeşil alana doğru küçük adımlarla ilerliyordum. Zannedersem anam dalmıştı. Yoksa, o okuma yazma dahi bilmeyen dünyanın en yürekli kadını, küçücük yavrusunun o kadar ilerlemesine izin vermezdi.
Ben ne olduğunu tam anlamadım, ama annem çığlık atıyordu . “Yetişin, kurtarın diye”. O sıra o zaman benden   çok büyük olduğunu sandığım ama sadece 5 yaş büyük olan ağabeyim ve ondan da beş altı yaş büyük olan maksimum 13-14 yaşlarında olan amcamın oğlu hemen üst tarafta yüzüyorlardı. Bana doğru hareketlendiklerini fark ettim, ancak o yaşımda bile yetişeceklerinden çok umutlu değildim. Bir şeyler ters gidiyordu ama olayın ciddi olduğunu da anlamamıştım. Belki annem de umudunu kesmişti. Suyun akıntısı artıyordu. Tam gittim derken, bir el yakaladı beni. İşte o el o zaman ırmağın karşı tarafındaki çadırlarda yaşayan yöreden yöreye adı “aptal”, cingan, sepetçi, roman veya çingene diye değişen bir ele aitti. Sanki “yaratıcı” elini o adama ödünç vermişti.
Adamcağız kurtarmıştı beni. Ona koca, koskoca bir sepet üzüm de hediye edilmişti. Belki onun için dünyanın en büyük hediyesiydi. O kadar üzüm bağının içinde belki beni kurtarmasa bir salkım üzümü biri verirse tamam yoksa çalmak zorunda kalabilirdi. Herkeste bir sevinç vardı. Bir tek ben  anlamamıştım tam da ne olduğunu. 
Bu olayı tam 10 sene önce  üniversite öğrencisiyken düzenlediğimiz köy şenliğinde, bizim köye göre epey kalabalık bir gruba anlatmıştım. Anlatırken de, epey duygulanmıştım. Herkes beni alkışlamıştı. Ancak, dünyanın en yürekli kadını anam beni dinleyememişti. Çünkü, o zaman 80 yaşında olan babasına evlatlık ve 30 yaşındaki doğuştan özürlü ağabeyime analık yaptığı için gelememişti. Beni dinleseydi ağlardı zaten.
Gecenin 05:00’inde beni o günlere götüren şey neydi bilmiyorum, ama hemen her günümde kullandığım, “Çin’de bir kelebek kanat çırpsa, Washington’da deprem olur”, “Damla olmadan okyanus olmaz”, Toz olmadan dağ olmaz” ifadelerini daha iyi anlamama sebep oldu. Yani o “Cingan” olmasaydı. Yazmayacağım merak etmeyinJ
Bu sabah 05:00’te uyanana kadar sekiz yıl önce geldiğim ülkemin doğusunda bir çok şey öğrendim. Mesela, bu ülkede Türk’ten başka kimselerin de olduğunu, en iyi Kürd’ün “ölü Kürt”olmadığını öğrendim. Lisedeyken çok samimi arkadaşım Bahadır Bolat’ın aslında Çerkez olduğunu öğrendim. Zazaların, Kırmençilerin varolduklarını bile ilk defa burada duydum.
 Bunların tamamı, bana neler verdiğini dahi unutarak küçük aklımla belki kimi zaman cehaletimden küfür dahi ettiğim, kimi cahillere göre de ülkemdeki 72’5  milletin buçuğunu temsil ettiği düşünülen, aksine “tam”ın tamı olan o çingene sayesindeydi.
        Ey Çingene kardeşim! Bugün itibariyle köyümle uzay arasında bir yerde, uzunluğunun ne kadar olduğunu bilemediğim şu fani ömründe aldığım her nefeste payının olduğunu düşünerek yaşamayı umut ediyorum.Bana verdiğin her şey için teşekkür ederim. İyi ki varsın. Dünyam seninle güzel.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —