Gürbüz BATTAL
Tarih: 14.05.2015 22:17
365/8 Hayatlar
Ayşe Gerentepe hayata 0-1 başlayan vatandaşlarımızdan birisi.
Bu güne kadar, Türkiye’deki her engelli gibi engelliliğin verdiği tüm sıkıntıları iliklerine kadar hissetmesine rağmen kabuğuna çekilmemiş, yaşam için mücadeleyi bırakmamış.
Ailesinin desteği ve çalışma azmiyle açık öğretim üniversitesini bitirir.
162 saatlik bilgisayar kursunu tamamlayıp gerekli belgeleri alır.
13.10.2014 tarihinde Saadet Şeranoğlu’nun sunduğu “ Engelsizsiniz” programına, önüne çıkan engeller yüzünden katılamaz. Bu olay kendisini derinden etkiler.
Geçenlerde Ayşe Gerentepe Hanımefendi’nin yazmış olduğu “365/8 Hayatlar' yazısını okudum. Yazı, her yıl, 3 Aralık ve 10-16 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Engelliler Günü ve Haftasıyla ilgiliydi. Yazıyı, köşemin el verdiği ölçüde siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum..
Ayşe Hanım da bu günle ilgili olarak kaleme aldığı yazının girişinde, “ 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve 10-16 Mayıs Engelliler Haftası, engellilerin insan yerine konulduğu, karşılarına alınıp adam sayıldıkları günlerdir diyebiliriz.”
Devamında, “ Peki, bu engelli denen insanlar yani bizler sadece bu günlerde yaşıyoruz diğer günler yok muyuz ya da yok mu sayılıyoruz? Bunu yıllardır anlayamadım.
Bizlerin varlığı kime ne zarar sağlıyor da bu kadar dışlanıyoruz ve yok sayılıyoruz.
Bizlerin diğer insanlardan farklılıkları var diye dışlanmamız makul bir davranış mı?
Hepimizin yaratıcısı Allah ise onun yarattığını dışlamak kimin haddine düşer!..
Allah’u Teâlâ doğayı yaratırken farklı türlerde canlılar yaratmış ki bunların varlığı doğal yaşam zincirini oluşturmuş. Doğa bu sayede dengeli bir şekilde varlığını devam ettiriyor. Bana göre bizler insanlar arasında böyle bir dengeyi oluşturmak için farklı özellikte yaratıldık.
Neye kime göre engelli isek önce bunu bulalım. Bizler öğrenebilme yeteneğimize göre engelli isek peki sağlıklılar her şeyi aynı sürede mi öğreniyor?
Kimileri bir defada kimileri çok tekrarlarla öğrenmiyor mu?
İş yapabilme yeteneğimize veya gücümüze göre engelli isek, her insan her işi yapabiliyor mu ki bizlerin yapamaması engel teşkil ediyor. Herkesin kendine göre yetenekleri vardır.
Mutlaka engellilere de gerekli eğitim verildiğinde onlarında çok iyi yapabileceği işler vardır.
Görebilme yeteneğimize göre engelli isek, gören gözlerin de göremediği, değerlendiremediği, bakarken kavrayamadığı işler mutlaka oluyor.
Duyabilme ve konuşabilme yeteneğimize göre engelli isek duyan kulakların, konuşan ağızların anlatamadıkları, anlaşamadıkları, duymazdan geldikleri ve duyarken anlamadıkları yok mu?
Fiziksel özelliklerimize göre engelli isek bunlar uzuv kayıpları dediğimiz; kolumuzun, bacağımızın olmaması, boyumuzun kısa olması gibi sorunlar ve yürüme yeteneğimize göre engelli isek uzuvları tamam olan ve yürüyebilenler her işte başarılı mı oluyor?
Öncelikle bizlere uygun ortamlarda eşit hak ve hizmet verilmedi.
Bizlere, eğitim olanağı, ulaşım olanağı, topluma katılma ve iş olanağı sağlansaydı, önümüzde mimari engeller olmasaydı herkes gibi çalışır başarılı olurduk.
Topluma faydalı örnek insanlar olarak hizmet ederdik.
Eğitim her engeli aşar diye sloganlar atıyorsunuz. Engellilere şiirler okutup bazı beceriler kazandırıp sergilemelerini alkışlayarak ‘ bak onlarda yapabiliyor’ diye vicdanınızı rahatlatıp sorumluluğunuzun bittiğini düşünüyorsunuz. Oysa bitmiyor daha yeni başladı çünkü. Başlamakla bitirmek olmamalı. Özel eğitim hizmetinden yararlanan kaç engellimiz var? Eğitim her engeli aşsaydı var olan engellerinde olmaması gerekirdi. Çünkü bu engelleri oluşturan herkes eğitimliydi. Örneğin ülkemizi yöneten gelmiş geçmiş ve var olan tüm yöneticilerimiz eğitimli bireyler. En başta gözle görülen mimari engellerimiz eğitimli mimarlar ve mühendisler tarafından çizildi ve eğitimli yöneticilerimiz tarafından da onaylandı. Durum böyle olunca bence eğitim engel de yaratıyor.
Bunları yaşayan 40 yaşı da bir engelli olarak yazıyorum.
Bence eğitim ekmek, su ve hava gibi hayatımızın sürdürülmesini sağlayan doğal bir ihtiyaç.
En başta benim kendimi ifade etmemi sorunlarımı ve düşüncelerimi ifade etmemi sağlıyor.
Bence her yeni bir gün, içinde sayısız umut barındırır. Bende bu umutlarla gelecek engelsiz günlere kavuşmak için içimdeki mücadele ruhunu asla kaybetmeyeceğim. Hep birlikte böyle düşünür isek engelleri aşmak, engelsiz günlere kavuşmak daha kolay ve yakın olacaktır. Şimdi yapılması gereken kutlama değil sadece engellilerin fark edilmesinden, varlıklarından haberdar olunmasından öteye gitmez. Bu fark edilme anlık da olsa dileğim 365/8 değil 365/365 var olduğumuzun kabul edilmesidir” (Ayşe Gerentepe)
Kalın sağlıcakla.
14.05.2015
Gürbüz Battal
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —