Son yıllarda Bizans kalıntılarını sahiplenme arzusu var ki sormayın gitsin.

Yol çalışmaları, metro inşaatları, köprü yapımı, yeraltı otoparkları ve gökdelen yapımlarında kazara Bizans ve Hıristiyan alemine ait bir taş parçası bulunduğunda bazılarının ağzı kulaklarına varır.

Tarihi eserler katlediliyor naralarıyla kıyametleri kopartır, medyayı da kullanarak şantiye alanındaki çalışmaları durdurmak için ellerinden geleni artlarına koymazlar.

Sanki daha çok batı dünyası eserlerini daha iyi korumak için “Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” bile oluşturmuşlardır.

Bu kurulun Selçuklu ve Osmanlı eserlerini koruma konusunda bir çalışmasına şahit olamadım.

Bu kurul aracılığı ile inşaatların, köprü, metro ve yer altı otoparklarının yapımını durdurur, inşaat alanlarını mühürletirler.

Hele sevmedikleri iktidar bir esere imza atıyorsa ve inşaat alanında birkaç taş bulunmuşsa hizmetin durdurulması onlara ayrı bir haz ve zevk verir.

Hepimizin bildiği gibi Anadolu binlerce yıldır değişik medeniyetlere beşiklik etmiştir.

Anadolu’da, eski uygarlıklara ait çok sayıda kalıntı bulunur ve bulunması normaldir.

Tarihi eserlerin ve kültür varlıklarının korunması ve bu yerlerin turizme açılması gerekir ki buralara bolca turist çekip yörenin ve yurdumuzun ekonomik kalkınmasına katkı sağlanabilsin.

Ama gelin görün ki batı âlemi, kendi inanç sistemine dâhil olmayan milletlerin bıraktığı tarihi eserleri nasıl yok ederiz derdinde.

Bosna’da, Suriye’de, Irakta Türk, Osmanlı ve İslam eserleri bilinçli olarak yok edilmektedir.

(Avrupa’nın göbeğindeki Mostar Köprüsü’nün bombalarla yıkılması bir tarih cinayetidir.)

Haçlı torunları Musul’u, Telafer’i kurşun sıkmadan DEAŞ’a peşkeş çekiyor, buraları yağmalatıyor, ardından DEAŞ’ı bölgeden çıkarma bahanesiyle havadan ve karadan bombalıyor, taş üstünde taş bırakmıyor, harabe haline getirdikten sonra gerçekleştirmek istedikleri plan gereğince iş birlikçilerine armağan ediyorlar.

Irak ve Suriye’deki güzelim kentler olan Bağdat, Musul, Halep, El Bab, Haçlı zihniyeti tarafından bölgeye demokrasi getirileceği veya IŞİD bahanesiyle yerle bir ediliyor.

Ne tarihi eser bırakılıyor, ne cami ne türbe...

Durum böyle olunca tarihimiz ve tarihi eserlerimizle bağlarımızı kopartan zihniyetin taşını, çanağını, çömleğini oluk oluk para akıtarak gün yüzüne çıkarmak zorunda mıyız?

Yol yapılır engel olunur. Metro yapılır engel olunur, yer altı otoparkı yapılır engel olunur

Bu yüzden ya tarihi eser kavramı yeniden tanımlanmalı, ya da gelişmemizi baltalayacak kararlar alan kurulların çalışma alanları yeniden belirlenmelidir.

Manisa’da beş on yıl önce Cumhuriyet Meydanında yer altı otoparkı yapılırken Bizanslılara ait olduğu bildirilen birkaç taş için otoparkın önemli bir kısmından vazgeçildi.

Hem otoparkın alanı küçüldü hem de bu alan atıl vaziyette bekliyor.

Aynı örnekleri İstanbul’da hemen hemen tüm yol ve metro çalışmalarında da gördük.

Yarın, öbür gün birleşmiş milletler denen Hıristiyan kulübü “Bir coğrafyada hangi uygarlığa ait tarihi eserler, o coğrafyanın tarihi eserlerinden çoksa o topraklar eseri çok olan millete aittir” diye bir karar çıkartır ve bu karar silah zoruyla, bombalarla kabul ettirilmeye çalışılırsa olacakları düşünmek bile istemiyorum.

Kalın sağlıcakla.

07.09.2017

Gürbüz Battal
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner22

banner4

banner35

banner25