Spor Toto 2. Lig sona...
Gizli salgın hızla yayılıyor!
Mescidi Haram'a ayakkabıyla girmek istemiş
Kadınlar da öldürür!
Hamur’un Yuvacık köyünde stajyer öğretmendin. Adaylık eğitiminde dersine girmiştim. Yanlış konuşmalara, haksızlıklara hemen karşı çıkışın dikkatimi çekmişti. Senle Kenan Şasi yan yana oturuyordunuz. Seninle ilk görüşmemiz böyleydi. Ya da ilk diye aklımda kaldı.
Seninle sendikal faaliyetler için köy köy okul okul gezdik. Faaliyetlerde arı gibiydin. O zayıf bedenine ne de çok yük yüklüyordun: Eğitim Bir-Sen, İHH, Tüketiciler Derneği, Genç siviller… Ya evdeki sorumluluğun baktığın kaç kişi vardı:annen,eşin, iki çocuğun, iki kardeşin… Bir taraftan da okulunda Cemil ağabeyle birlikte çalışmaların…
Bana gönderdiğin son e-postada tüm kandillerimi, özel günlerimi, bayramları, belirli gün ve haftaları, kurtuluş günlerini, festivalleri… toptan kutluyordun. İçine mi doğmuştu ölümün? Neden hepsini bir defada kutladın ki… Neden sırası geldikçe kutlamadın ki…
Seni akşam evine bıraktığımda saatin kaç olduğuna aldırmadan haydi evde bi çay içelim abi diyordun.Yine beyefendiydin. İnceliğin hiç eksik olmadı ki..
Hani köylerdeki yetimleri bulmamı istiyordun. Hani onlara burs bulacaktın. Hani onları sevindirecektin… Oysa sen ne yaptın: evliliğinin 4. yılında biri 4 yaşında öteki 4 aylık iki yetim daha bıraktın. Anneleri de seni uğurlamaya en sevdiğin elbisesini giyerek gelmişti, biliyor musun. “Salihim beni böyle görsün ” diyordu. Senin ne kadar çok sevenin varmış gördün mü? Mahşer gibiydi. Sana yakın olmak ilk defa bu kadar zorlaşmıştı.
Bundan sonra kim itiraz edecek, kim “ben yokum” diyecek ki… Ya da “ben varım” diyecek ki…
Hani Ankara’daki doktorlar hayati bir tehliken yok demişlerdi. Senin keyfin yerine gelmişti. Neden kandırdılar ki …
Ben şimdi kime haber göndereceğim. Kiminle birlikte basın açıklaması hazırlayacağım ki.. Bilgisayarın başında sen olmayacak mısın?
Sensiz iki haber gönderdim biliyor musun: biri “Yetimlerin Babası Hakka Yürüdü” diğeri ise “Salih Akdoğan Ebediyete Uğurlandı” haberiydi. Sensiz yazdım çünkü bu haberlerin konusu sendin, anlıyor musun konusu sendin…
Sabah Abdurrahman hoca aradığında şaka gibi gelmişti. Daha akşam mesaj çekmiştin. Bu akşam da programımız vardı…
Hastane önünde arkadaşları ararken “bizim Salih” der demez, yutkunamıyordum. Düğümleniyordu nefesim. Kimisine “Salih…” “vefat…” der demez hıçkırık tutuyordu beni, konuşamıyordum.O zaman da öyleydi, şimdi de hala gözlerim yaş akıtmakta… Akıtmazsa zaten patlayacak artezyen gibi oluyorum.
Bu akşam toplantı var diye beni aramadın. Ben de gitmedim.Unuttum işte.. Sen gideli dört gün oldu. Şimdi yerin daha çok belli oluyor. İçimde tarif edilemez bir boşluk gittikçe derinleşiyor. Çıkıp geleceksin diye bekliyorum. Ama sen yoksun…
Neredesin, nerde kaldın Salih kardeş, çık gel artık. Bak küçük yetimin babamın burnu kanadı, diyor. Seni bekliyor. Ya diğer yetimlerin… hepsinin gözü yolda.
Ya biz… ya biz…
Üstat Necip Fazıl bize teselli veriyor:
“Ölüm güzel şey, odur perde ardından haber,
Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber.”
Kaya KARAKOÇ
Ağrı-11/01/2011
*Mehmet Salih Akdoğan, Eğitim-Bir-Sen Ağrı şubesi teşikilatlanma sekreteriydi. 07/01/2011'de 30 yaşında vefat etti.
Doğu Rehberi Facebook'ta takip etme için TIKLAYIN
Doğu Rehberi Twitter'da takip etmek için TIKLAYIN
Doğu Rehberi FriendFeed'te takip etmek için TIKLAYIN
Doğu Rehberi Reddit'te takip etmek için TIKLAYIN
Doğu Rehberi Delicious'ta takip etme için TIKLAYIN
Yorumlar