Unutmamak gerekiyor ki ırkçı söylemler üzerinden hazırlanan zemini yürüme yolu yaparsak derin devletin halen faal bir şekilde faaliyetlerini yürüttüğü gerçeğinden bir o kadar uzaklaşmış olacağız.
Kalleşçe öldürülen, yerde yüzükoyun yatarken ayakkabılarındaki deliği hiç unutamadığım o insan!
Orada bir insan vardı, bir insan!
Yaşam kutsallığının yerlere serildiği o an yerde yatan o insan kimdi ne önemi var!
Ermeni, Türk, Kürt, Çerkez, Zaza
İnsandı işte insan!
Bir o anı birde onun arkasından ağlayan eşin o gözyaşlarını unutamam!
İşte bu nedenle ben Ermeni değilim insanım insan!
Hrant Dink'in gerçek katilleri, bu cinayete asıl resmi örtmek için ırkçı bir saldırı süsü verdiler.
O nedenle mecazide olsa "Hepimiz Ermeniyiz" söylemine kökten karşıyım. Yani birilerinin dile getirdiği gibi Ermeni olmayı bir hakaret bir küfür olarak algıladığım için değil.
Bu noktada konuyu biraz daha açmak gerekiyor. Açalım ki birçoğu gerçekte Dink'in ölümü zerre kadar umurunda olmadığı halde boş sloganlar atarken zevkten dört köşe olmasın.
Hrant Dink ölmeden yaklaşık bir yıl önce Nagehan Alçı'ya bir röportaj vermişti. Sırf o röportajdan birkaç detayı hatırlayarak Dink cinayetini işleyenlerin nasıl bir tezgah kurmak istediklerini anlayabiliriz.
-Avrupa Ermeni Soykırımı konusunda doldur-boşalt politikası yapıyor. Önergeyi yayınlayıp, geri çekiyorlar. Bu da Türkiye´deki milliyetçilik refleksini güçlendiriyor. Bunu bilerek yapıyorlar.
- Bu bir derinlik. İşin içine CHP'de girdi. Devletin Türkiye´de kontrol edebildiği tek şey milliyetçiliktir. Milliyetçilik yükselmiyor, yükseltiliyor. Çünkü AKP´yi başka türlü yıkmazlar.
- Bu bir soykırımdır dedim ama bunu Türkler yapmıştır demedim.
- Çok fazla Kürt de vardı. 1915´de yaşananlar sadece Türk meselesi değildir. En az Türk kadar Kürt meselesi ve Avrupa meselesidir de. Zaten o tarihte Türk kavramı yoktu. Osmanlı vardı.
Hrant Dink'in bu söylemlerinden o gün zerre kadar rahatsız olmayan biri olarak söyleyebilirim ki bu cinayetin gerçek failleri de farklı gerekçelerle aslında bu ifadeler ile ilgilenmiyorlardı.
Dink'in de dile getirdiği gibi birileri bu ülkede milliyetçilik kartını hep kullandı. (Bu sebepten değil midir ki ölümünün ardından da "kızının bir Müslüman ile evlenmesini asla istemezdi" ifadeleri kullanılmaya çalışıldı)
Örgüt işi olduğunun üstü kapatılsın diye!
Bugün mahkemenin cinayetin örgüt işi olmadığına yönelik kararına tepki göstererek "Örgüt de var, delil de var. Hem de fazlasıyla var" diyen savcının sözlerini işte bu nedenle çok iyi okumak gerekiyor.
Unutmamak gerekiyor ki ırkçı söylemler üzerinden hazırlanan zemini yürüme yolu yaparsak derin devletin halen faal bir şekilde faaliyetlerini yürüttüğü gerçeğinden bir o kadar uzaklaşmış olacağız.
Kararın açıklanmasından kısa bir süre önce konuşan Hrant Dink'in avukatı Fethiye Çetin, Dink cinayetinin hazırlık sürecinde Ergenekon davasının tutuklu sanıkları Veli Küçük, Oktay Yıldırım ve Kemal Kerinçsiz'in rol aldığını belirtmiş ve "Bugüne kadar Dink cinayeti davası için bu isimleri çağırmak ve ifadelerini almak bile mümkün olmadı. Ben bu davada Ergenekon'u da aşan devasa bir örgütlenmenin varlığına inanıyorum" demişti.
Bu gerçeği bir kenara atarken "Hepimiz Ermeniyiz" diyen bazı isimlerin Ergenekon ile nasıl bir bağlantı içerisinde olduğunun da üstünü örtmüş oluyoruz.
''Evet, kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görüyorum, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmazlar...''diyen Hrant Dink, bugün yırtıcı kuşlara dokunulmadığı için hayatta değilse boş sloganlarla değil yırtıcı kuşlarla mücadele ederek güvercinlerin özgürce uçması sağlanabilecektir.
İşte bu noktada aslolan "Hepimiz Ermeniyiz" demek yerine güvercinlere uçma hakkı verdikten sonra hangi yöne uçacağını hesap etmeyenlerden olmak!
Yorumlar