Spor Toto 2. Lig sona...
Gizli salgın hızla yayılıyor!
Mescidi Haram'a ayakkabıyla girmek istemiş
Kadınlar da öldürür!
HaberX Yazarı Yavuz Demir'in yazısı
Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran ve muhtemelen de hiç silinmeyecek olan bir kara lekeydi 28 Şubat süreci.
Kendini Devlet gibi görenlerin, devletçilik oynama adına kurdukları tezgâhın adıydı birazda.
Özellikle İslam’a ve Müslümanlara, Marjinal ve aşırı dinci damgası vurup, toplumdan ve Devletten uzaklaştırma mücadelesiydi.
Bin yıl sürecek umuduyla tahtlarını sözde sağlama alanların, gerçekte Bin yılda geçse üzerlerinden silemeyecekleri bir onursuzluk hareketi idi.
Neydi o Milat olan 28 Şubat süreci ve neler yaşanmıştı kısaca bakalım isterseniz;
3 Ocak- Susurluk Komisyonu’na ifade veren Kenan Evren“Bu tür işler, Cumhurbaşkanı düzeyinde konu olmaz. Gizli servisler istihbarat alabilmek için her türlü olanağı kullanırlar.” Diyor.
4 Ocak- Susurluk’la bağlantılı kişiler listesinde ismi olan Fethullah Gülen, Başkan’ın bir açıklama ile olaya nokta koymasından rahatsız olduğunu belirtti. 163. madde ile ilgili olarak sorulan soruya,“kaldırılmasının iyi olduğunu”, ancak zaman zaman’da “Keşke kalkmasaydı. Radikal ve marjinal dinci kesimler bu maddenin kalkmasını istismar ederler.”diye düşündüğünü söylüyordu.
5 Ocak- Türk-iş öncüğünde hükümete uyarı mitingi yapıldı.
7 Ocak- Demokratik Türkiye Partisi, Hüsamettin Cindoruk liderliğinde resmen kuruldu.
9 Ocak- Başbakan Kriz Yönetimi Merkez Yönetmenliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmenliğe göre Başbakanlık asker denetimine bırakılırken TBMM devre dışı bırakıldı.
11 Ocak- Genelkurmay, Sultanbeyli‘de Belediye Başkanı’na rağmen 10 Kasım’da Atatürk heykeli diktiren 2.Zırhlı Tuğgeneral Doğu Silahçıoğlu’na sert tepki gösteren Necati Çelik hakkında suç duyurusunda bulundu. Başkan Necmettin Erbakan tarikat ve cemaat liderine iftar yemeği verdi.
13 Ocak- Erbakan, izin almaksızın kamu, özel ve askeri her türlü yapıyı denetleyebilecek yetkilerle donatılmış İnsan Hakları Müsteşarlığı yasa tasarısını hazırladı.
26 Ocak- Komutanlar, Gölcükte 72 saat süren olağanüstü şurada bir araya geldiler. Komutanların değerlendirmeleri şunlardı: 1.Org. Koman ın sürekli Susurluk Komisyonu’na çağırılması “şova” yöneliktir. 2.Bir generalin, bir semte Atatürk heykeli dikilmesindeki tutumu için söylenenler üzüntü vericidir.
28 Ocak- MGK’dan uyarı: Bölücü ve yıkıcı yayınlar önlenmeli.
29 Ocak- Ramazan mesaisi uygulaması Danıştay tarafından durduruldu.
31 Ocak- MGK Genel Sekreteri Org. İlhan Kılıç, MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, Genelkurmay Başkanı İ.Hakkı Karadayı, Süleyman Demirel’i ziyaret ederek aşağıdaki konulardaki görüşmelerini aktardılar:
Taksime cami: Siyasi yatırım, politik tartışma…
Türban: Toplumsal bilgiyi zedeleyecek bir çekişme. Eğer iktidar direnecek olursa Çankaya’dan dönebilir, Anayasa Mahkemesi’ne gidebilir.
Ramazan mesaisi: Ölü doğdu. Çıkması ile iptali bir oldu. Silahlı kuvvetler de uygulanmadı.
Kurban derileri: Yeni bir uygulama THK’yı çökertir. Kurum sarsılmamalı.
Karadan hac: Buna güvenlik faktörü engel.
Başbakan Necmettin Erbakan, gizli bir emirle MGK Genel Sekreteri’ ne bir yıllığına başbakanlık yetkilerini devretti.
3 Şubat- Sincan’daki Kudüs gecesine DGM inceleme başlattı.
Genel Kurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı, komutanlarla toplandı. Sincan olayları üzerine şunları söyledi:“Kamuoyunun rahat nefes alabilmesi için İşçiler Bakanı görevini yerine getirmeli ve gerekli işlemleri yapmalı.
5 Şubat- Sincan halkı dün sabah tank sesleriyle uyandı. Bazı çevreler olayı “gözdağı” ve askerin “mesajı” olarak değerlendirildi. Jandarma Genel Kom. Org. Teoman Koman:”Sincan’da olsaydım. Kendimi tutamazdım” dedi.
6 Şubat-Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız gözaltına alındı.
Ecevit: “Türkiye askeri darbeyle değil, RP darbesiyle karşı karşıya. RP, darbesini gerçekleştirme inadını sürdürürse bu halkın gücüyle önlenir ama Türkiye bundan büyük zarar görür.”
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nicholas Burns: “Sivil hükümet, Türkiye’ nin Avrupa’daki konumu için önemlidir. Türkiye’ de derin bir istikrarsızlık konusunda bazılarının taşıdığı kaygıyı paylaşmıyoruz.”
7 Şubat- İstanbul’daki üniversitelerin öğretim üyeleri; iktidarın üniversitelerden elini çekmesini istediler ve Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyenlerle mücadele edeceklerini söylediler.
Doğu Perinçek, “Cumhuriyet Devrimi Kanunları Uygulansın” kampanyasını, afiş olarak başlattı.
9 Şubat- Demirel bayram mesajında “Din uhrevi alanı” hukuk ise dünyevi alanı tanzim eder. İslam’da zorlama yoktur. İnanç ve ibadet özgürlüğü cumhuriyetin titizlikle savunduğu bir ilkedir. Dini siyasallaştırmaya çalışanlar hem günah hem de suç işlemektedirler.”dedi.
11 Şubat- MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, MİT dışındaki istihbarat faaliyeti yapan devlet kuruluşları arasında çok başlı bir görüntü sergileniyor. Merkez istihbarat güçlendirmeli.” dedi.
14 Şubat- DGM Sincan davasında Bekir Yıldız’ la beraber 10 kişiye daha tutuklama kararı verdi.
15 Şubat- Demirel: “Ne Cezayir, ne de İran olan Türkiye’ de şeriat istenmez. Şeriat isteyen, Atatürk Cumhuriyeti’nin koyduğu hukuk sistemine ve hukuk devletine karşı çıkıyor demektir. Şeriatı kimse getiremez.”
20 Şubat- Tansu Çiller mal varlığı ile ilgili Yüce Divan’ a gitmekten kurtuldu.
21 Şubat- “İran terörist devlet muamelesi görmeli.” diyen Org. Çevik Bir, Sincan’ dan geçen tanklarla ilgili olarak’ da; “Demokrasiye balans ayarı yaptık.” dedi.
ABD, İran’ la yapılan enerji anlaşmasının iptalini istedi.
22 Şubat- Yargıtay C. Başsavcılığı Kayseri’ deki üniformalı korumalar nedeniyle RP’ yi 2. kez uyardı.
24 Şubat- S.Demirel:” Kim ki, dini siyaset malzemesi yapıp istismar edip, rejimin karakterini değiştirmeye kalkarsa, karşısında cumhuriyet savcısını bulur. Cumhuriyet temel niteliklerini değiştirmek için yola çıkacak hiçbir heyetin ömrü uzun olmaz. Savcılar, hakimler görevlerini yapacaktır. Cumhuriyetin kazanımlarını koruyacak kadar Türk vatandaşı vardır.”
25 Şubat-Oramiral Güven Erkaya: “Yıllardır, devletin geleceği için birinci tehdit PKK terörü idi. Ancak güvenlik güçleri görevini yaptı ve PKK olayı kontrol altına alındı. Aşırı dinci akımlar ise bugün, PKK tehdidinden daha büyük tehdidinden daha büyük bir tehlike haline geldi. Tehlike üç boyutludur. Laik Cumhuriyet’te, çoğulcu demokrasiye ve soysa hukuk düzenine yönelik tehlike
Mesut Yılmaz: “ Hükümet Cumhurbaşkanı’nın çarşaf çarşaf yayınlanan uyarılarını anlayamayacak kadar gaflet içinde koskoca tankları görmeyecek kadar kör. TSK, Sincan benzeri bir uyarı 28 Şubat’taki MGK, da yapacak.”
26 Şubat- Türk- İş, DİSK ve TESK’ ten rejime yönelik tehditlerle karşı güç birliği kararı .
İstanbul kadın kuruluşları birliği, laiklik için eylem başlattı.
Erbakan Taksim’ e cami yapılmasına karşı çıkanları eleştirdi:”Şimdi gelmiş, camiden bahsedeceksin. Sen kimsin? Yüzde 3;konuşmazsın. Din düşmanlığı laiklik diye yutturamazsın.”
27 Şubat- Türk- İş, DİSK ve TESK köşke çıktı.
Mesut Yılmaz, “Bütün kavgaları, anlaşmazlıkları askıya alıp darbe olmasın diye işbirliği arıyorum. Çağrıma yanıt vermeyenler olabilecek kötülüklerin sorumluluğunu üstlenirler.”
Birinci Ordu Komutanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ni ziyaret etti. Sözleri Türk-İran ilişkilerini gerdi.
28 Şubat-MGK 9 saatlik zirve sonucunda 18 maddelik yaptırım listesi yayınladı.
2 Mart- Mesut Yılmaz, “ Yaptırım sözcüğü içeren bir bildiri MGK’nın görevi değil. Ama fail hükümettir. Demokrasimiz açısından üzüntü ve endişe veriyor.”
Hüsamettin Cindoruk:” MGK Sekreterliği’nin hükümete tavsiye ettiği tedbir nelerdir ki, bunların uygulanmaması hainde yaptırım kullanacaktır. Bir demokraside yaptırımı parlamento ve yargı kullanır. Halkın seçtiklerin yapması gereken işlere bir devlet kurulumu müdahale ediyor. Nasıl 27 Mayıs’ a, 12 Mart, 12 Eylül’e karşı çıktıysak 1Mart’taki bu karara da karşı çıkıyoruz. Bugün MGK, bu kararıyla parlamentonun, hükümetin, halk iradesinin üstüne çıkmıştır.”
Erbakan:” MGK’da tam bir uyum vardı.”
3 Mart- Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak,”TSK, Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyet’ in temel ilkelerini hayat geçirmeye inananlar ve buna gönül verenlerle uyum içindedir. Bunlar dışında kimseyle uyum içinde değildir.”
Emekli Orgeneral Kemal Yavuz,”Bu bir başlangıçtır. Süreci ve sonucu, bu tebliği radikal sağın nasıl algılanacağı ve ne ders çıkaracağı etkilileyecektir.”
5 Mart- İngiliz basını MGK kararlarını değerlendirdi:”Askerler siyasi darbe yaptı.”
6 Mart- Erbakan MGK kararlarını imzaladı.
ANAP, DYP, DSP ve CHP’ lilerin ortak teklifi 8 yıllık eğitim Meclis gündemine geldi.
8 Mart- Süleyman Demirel,” Şeriat istiyoruz diyenler, Müslümanlığın icaplarını yapmadıklarını söylemiyorlar. Benim ülkemde vatandaşlarım Müslümanlığın icapların eksiksiz yerine getirdi. Onların istediği, 230 ayetle tanzim edilmiş şeri hukuk sistemidir.
9 Mart- TSK’ dan 2.mesaj:”Türkiye Atatürk’ ün emanet ettiği laik ve demokratik cumhuriyetin tüm imkanların‘dan istifade ederek, çağdaş medeniyet yolunda azimle ilerleyecektir. Buna Hiç kimse mani olamaz ve olmayacaktır.”
12 Mart- MGK kararlarından ilk uygulaması: Ankara’ da Kur’an kursu kapatıldı.
14 Mart- Şubat kararları meclisten geçti.
15 Mart- Strateji Mori’nin araştırmasına göre RP 1995 Aralık ayından beri tartışmasız birinci parti.
17 Mart- Türk-İş, DİSK ve TESK ‘ten oluşan sivil inisiyatif grubu da 18 maddelik bir bildiri yayınladı.
20 Mart- Gebze İmam Hatip Lisesi ve 7 okulda daha Topçu Alay Komutanı büst dağıtıldı.
22 Mart- Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Pauline Gren başkanlığındaki heyete görülen Orgeneral Çevik Bir, demokrasi güvencesi verdi.
28 Mart- Komutanlar: “Dönüş yok.”
30 Mart- Laiklik senfonisi; 9. Senfonis’ yi kalabalık bir salonda dinleyen Cumhurbaşkanı S. Demirel, “Bu muhteşem tablo, çağdaş Türkiye tablosudur.” dedi.
31 Mart- 28 Şubat’ tan sonraki ilk MGK toplantısı yapıldı. (Abdullah Yıldız, 28 Şubat, Pınar Yayınları)
Bunlar sadece işin özeti tabiî ki, derininde hala temizlenemeyen ve temizlenmeye muhtaç o kadar çok kirli iz ve olaylar var ki, hala bu olayların aktörleri ellerini kollarını sallayarak başı dik dolaşabiliyor.
Gerek bu Post-modern darbenin gerekse askeri darbelerin hesabı en kısa sürede görülmeli ve halkın onuru artık teslim edilmelidir.
Hiçbir Ülke, dış düşmandan göreceği zararın kat be kat fazlasını, kendi içinde gören Türkiye kadar nasipsiz olmamıştır herhalde.
Yazının özgün halini okumak için tıklayın
ydemir@haberx.com @yavuzdemirmy
Yorumlar