Virane olan bir ortamın çaresizliğinden kurtulmaya çalışırken bir başka ortamda hayata tutunmaya çalışmak, başka bir çaresizliğin tutsağı olmak ve bir başka hayatla sınanmak üzere yola çıkmaktı (kaçmak) tı asıl çaresizlik…
Gidiyor, herkes gitti, bir çok insan şehri terketti.. Çaresiz birkaç insan, çöplüklere üşüşen kediler, tek tip giyinen birkaç görevli ve enkaz yığınından başka birde gri bir hava kaldı geride…
Bir şehir üstümüze devrildi!
Evini işini dostunu bağını bahçesini umutlarını hayallerini burada bırakıp daha önce hiç görmedikleri yerlere göç ediyor. Devletin, yardım kuruluşlarının ve yardımseverlerin eline bakıyor kimi, kimisi yeni günlere yeni umutlarla tutunmaya çalışırken sonraki günlerin kapkara sayfalardan ibaret olduğu düşüncesinden alıkoyamıyor kendini… Bir çocuk ilk kez görüyor babasının ağladığını. O güvendiği, yanında kendini her daim güvende hissettiği babası, kahramanım dediği insan da döküyor gözyaşlarını amansız… 644 canı bu felakette kaybettik. 644 can… Kimi umutla kurtarılmayı beklerken umutlarını bıraktı beton yığınlarının arasına, kimisi kurtuldum derken hastanelerde verdi son nefesini. Kurtulduk ve yeniden doğduk diyenler ise birer birer terketti doğduğu memleketi. Hiç bitmeyen, bitmeyecek bir yolculuk başladı sonra. En acı veda değilmi bu? Yorgun gözler son kez baktı şehr-i viraneye… Kolay değil ve yorulan binalar değil sadece.. Lapa lapa yağan karın altında sarı saçlı çocukların bedeni, geride kalanların ağlamaktan kan çanağına dönmüş gözleri.. Çadırda kaldığı halde ya bir daha olursa deyip sabahlara kadar nöbet tutturan o korku… Yıkıntının izleri silinmeyecek. Tüm bunlar üzerine insanlıktan nasibini almamış ve bu yıkım üzerinden rant elde etmek isteyenlere çok derin şeyler söylenir ya yinede acının yanında olan milyonlarca insanın hatırı olmasa ah bir olmasa… Dönüp sana sırtımızı giderken, kimler karşılar ki bizi? Haydi Van! Ayağı kalk ve yeniden bağrına bas insanlarını…
Yorumlar