Bir gün insanoğlu, kıvrımları çokça bazı yerleri dar, bazı yerleri geniş, hayat göre hayli kısa ama uzun zannettikleri hayli kısa bir tünel yapmaya başlıyor.
Adetlerin, geleneklerin, ahlak ,din ve hukuk gibi bir takım oluşumların getirdiği normlarla şekillenen bir tünel. Bir gün insanoğlu,kıvrımları çokça bazı yerleri dar, bazı yerleri geniş, hayat göre hayli kısa ama uzun zannettikleri hayli kısa bir tünel yapmaya başlıyorlar,adetlerin,geleneklerin,ahlak din ve hukuk gibi bir takım oluşumların getirdiği normlarla şekillenen bir tünel..
Fakat tünel ilerledikçe kendi kıvrımları dışına atmaya çalışan ölçülerini ve kurallarını kendi belirleyen bir tünel. Zamanla içindeki insanı kendi formlarına uyduran içine alan bir güç haline dönen tünel!
Binbir çeşit farklı bileşimden, taştan, çakıldan yapılmış bir tünel nasılda kendini yapanlara hükmeder hale geliyor. Bir tek düzelik var, olağanlık ve birbiriyle çelişen ilişkiler var. Anlaşılması zor ve anlam yüklemesi güç. O yüzden çark edilen çarka güç verenler çarkın kendisi oluverirler.
Sebep iletişimsizlik! Tüneli yapıp giderken harcı karanlar bir bakıyorlar temel onları içine almış ve aynı ortak amaç için çalışanlar birden yabancılaşmış, kıvrımlar içinde kaybolmaya başlamış.Sonra bir gün insanlar, bitmiş yapıya oldukları yerden bakar ve herkes kendi payı olsun ya da olmasın gururlanırlar. Ama kaçırdıkları bir nokta var, oda hepsi tünelin içerisinde. Kimsenin aklına dışarıdan bakmak gelmez bu tünele. Hepsi memnundur halinden onlara dokunmayan yılan bin yaşasındır.
Oysa öyle değildir. Zaman içerisinde seslerinin rengi bile değişmiştir, başkalaşmıştır. Onların aksine sessizleşmiştir bu sürece şahit olanlar. Sessizliğe artık alışmışlardır.
Tünelin ilerlerinden, ötesinden artık haber getiren yoktur. Herşey aynileşmiştir.Artık dışarısı tamamen yabancıdır. Bir gün tünelin ucundan birisi gelir, elinde ışıklarla yeni haberlerle. Farklı yabancı sesler çıkaran bu insanı , beklide insanları gören tünel sakinleri, içgüdüsel bir araya toplanırlar. Bakışlar şaşkın! Yabancılar ne yapar ne yapıyor , niye geldiler diye ,merakla beklemeye başlarlar. Kimisi merakla gelir tanışır,bağırır,kimisi konuşmak ister ama durup geçer, vazgeçer.
Yabancı bir gün hepsini toplar tünelin ilerleyen kıvrımlarına doğru ilerlerler. Ve ilerlerken hatırlarlar, nasıl işe başladıklarını, nasıl başkalaştıklarını. Sonra neden kendilerinin hiç buralara gelmediklerini sorgularlar. Karanlığa hapsetmişlerdi kendilerini, bilinçli olarak, olarak orda sıkışıp kaldıklarını hatırlarlar. Yabancılar onları sonra tek tek dışarı çıkardılar. Dışarıda gördükleri yabancı değildi. Ses vardı ışık vardı. Başka tüneller vardı onlarınkine benzeyen .Geç kalınmışlığın hüznü çökmek üzereydi,baktılar birbirlerine öylece yorgun ve kararsız.
Yabancı acıyarak baktı onlara ve dedi ki “Bu tünel sizin .Bunların hepsi sizin.Bizim de tünellerimiz var,ama biz sadece onları kullandık.Her yerini değerlendirdik.Biz o’na uymadık.Bazı yerlerini değiştirdik,belki ama biz değişmedik.Yaşantımıza uygun hale getirdik.Bunca zaman sizi bekledik ,gelirsiniz diye düşündük, ama gelmediniz.Biz de geldik sizi aldık.”İnsanlar bakıştılar..
Bir kısmı döndüler doğruya ışığa gerçeğe ve sese. Yabancıya da burun kıvırarak.Bir kısmı da geldikleri gibi döndüler , tünelin karanlıklarına.Birde geri kalanlar vardı tabii yabancılarla beraber.Hemen alışamadılar belki bu hayata, yeniden aydınlık görmenin heyecanıyla sarhoş oldular ama yine de devam ettiler.
Doğu Rehberi Facebook'ta takip etme için TIKLAYIN
Doğu Rehberi Twitter'da takip etmek için TIKLAYIN
Doğu Rehberi FriendFeed'te takip etmek için TIKLAYIN
Yorumlar